Adnan Korkmaz
Köşe Yazarı
Adnan Korkmaz
 

LORDUM, O ADAM YENİ BİR DEVLET KURUYOR

Sevgili okurlarım; Yurdumuzun dört bir köşesi düşmanlar tarafından işgal edilmişti. Düşman kuvvetleri genç, yaşlı, silahlı, silahsız ayırımını yapmadan yakaladıklarını türlü işkencelerle öldürüyorlardı! Osmanlı devletinin içinde bulunduğu devletler Birinci Dünya Savaşı’nda yenilmişti. Millet yorgun ve fakirdi. Ordunun elindeki silahlar alınmıştı. Adana’da Fransızlar, Urfa ve Antep’te İngilizler, Antalya ve Konya’da İtalyanlar, Merzifon ve Samsun’da İngilizler, İzmir’de Yunanlılar Karadeniz’de Rumlar, Doğu’da Ermeniler hâkimdi. Bize ise geride bir avuç Türk’ün barındığı Anadolu toprakları kalmıştı. *** Mustafa Kemal; İngiltere, Fransa, İtalya ve Amerika Birleşik Devletleri başta olmak üzere Türk toprağıyla alakalı tüm ülkelerin başkan ve başbakanlarına telgraf ile gönderdiği haberde; “Türk milleti bağımsızlık hakkını ve geleceğini savunacak. Hiçbir kuvvet bizi yaşamak hakkından yoksun bırakamaz” diye tarihi uyarısını yapmıştı. *** 16 Mart 1920 Osmanlı’nın resmen sona erdiği gündü. Uzun süren Kurtuluş Savaşından sonra tam bağımsız yeni Türkiye Cumhuriyeti devleti kuruldu. *** Mustafa Kemal tarafından kaleme alınan ve yurdun dört bir köşesine ulaştırılan millete açık davetiyede; “Allah’ın izniyle Nisan’ın yirmi üçüncü Cuma namazından sonra Ankara’da Büyük Millet Meclisi açılacaktır.” deniliyordu. Aynen dediğini yaptı, 23 Nisan 1920 Cuma günü Büyük Millet Meclisi açıldı. *** Aradan yüz yılı aşkın bir süre geçmesine rağmen Türk ulusunun başarısını kabullenemeyen bu hain ülkeler; Osmanlı devletinin yıkılmasında olduğu gibi bugün de Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün çok zor koşullarda kurmuş olduğu yeni Türkiye Cumhuriyeti devletini yıkmak için her türlü çareye başvuruyorlar. Askeri darbe, ekonomik ambargo, terör gibi pek çok yaptırımları sinsi sisi uygulamaya geçirdiklerini görüyoruz. *** Yurdumuzla ilgili bizim bilemediklerimizi onlar daha iyi biliyorlar. Yer altı zenginliklerimiz başta olmak üzere çevreden tarıma, eğitimden sağlığa, ulaşımdan savunmaya kadar velhasıl akla gelen her konuda istedikleri bilgi ve belgelere çok rahat ulaşabiliyorlar! *** Aradan yüz yılı aşkın süre geçmesine rağmen Kurtuluş Savaşının yenilgisini bir türlü içlerine sindiremiyorlar. Kuyruk acısı var içlerinde…   Sevgili okurlarım; Bugünkü yazımın öneminin daha iyi anlaşılabilmesi için, sosyal medyadan arkadaşım İsmail Dinçer’den aldığım bir iletinin bazı bölümlerini sizlerle paylaşmak istedim. Zevkle birkaç kez okuyacağınız umuduyla… *** Koşarak geldi ve dedi ki: “Lordum” o adam yarın yeni bir devlet kuruyor. - Kursun, Osmanlıyı yıktığımız gibi, onu da yakın zamanda yıkarız. Osmanlıyı yıkmak uzun sürdü, ama bunları daha kısa sürede yıkarız, çünkü Osmanlıya soktuğumuz fitne hala onların içerisinde Lordum, ama bu adam çok zeki ve çok güçlü. - Zeki olmak, güçlü olmak tek başına bir işe yaramaz.   Lordum o gücünü etrafına hissettiriyor. - Güçlük, birlik beraberlikle olur, onlar birbirine girecekler, onun kurduğu mecliste bizim amaçlarımıza hizmet edenler var, bazıları zaten bizim adamımız, bazıları da farkında olmasalar bile, söylemleri ve yaptıkları ile bizim amaçlarımıza hizmet ediyorlar.   Lordum onların ülkelerinden çok zeki çocuklar, o adamın yolunu takip ederlerse, o ülkeyi Dünya’da hiçbir ülke tutamaz. - Elbette biliyoruz. O topraklar Dünya’nın en değerli toprakları, o ülkede çıkan ekinler, üzümler, zeytinler, incirler, kayısılar, şeftaliler, armutlar, ahlatlar, alıçlar, haşhaşlar, her türlü meyve ve sebzeler, çocukların beyinlerini nasıl çalıştırdığını biliyoruz. Orada yaşanan dört mevsim, Dünya’da başka bir yerde kolay kolay yaşanmıyor. Suyu, havası, toprağı, güneşi, ülkenin insanlarını çok zeki olmasını sağlıyor.   Lordum, peki bunlara nasıl engel olacağız? - Sen merak etme, planlar hazır, ana plan o ülkeyi ele geçirmek, gücünü kırmak, Osmanlıya soktuğumuz fitneye devam etmek.   Bunlar nasıl olacak Lordum? - Planlara devam ederek olacak. Bak haritaları bile ona göre yaptık, onların diğer Türk Devletleri ile bağlarını kopardık. Onların içine din fitnesi, mezhepçilik, tarikatçılık, cemaatçilik, fitnesi, Alevilik, Sünnilik fitnesi, ırkçılık fitnesini soktuk. Bunlar daha da alevlenecek, cemaat ve tarikatları kuran ve onları ayrı ayrı destekleyen zaten bizim atalarımız. Her cemaat tarikatın içinde onlarca adamımız vardır. Onları yönlendiren zaten biziz, onlar “senden benden, senden değil benden değil” kavgasıyla, ayrımcılık yaparak ülkenin yıkılmasında en büyük etken olacak.   Peki, Lordum, Atatürk’ü destekleyenlere nasıl engel olacaksınız, gelecek nesillerin onunla ilgili sevgileri, onu örnek almaları ne olacak? - Atatürk’ü dinsiz, kâfir, deccal olarak göstereceğiz.   Ama Lordum, o adam çok zeki, o adamın dinin gerçeğini bilmemesi mümkün değil. - Bilse ne olacak, önemli olan Halkın neye inandığı, halka neyin empoze edildiğidir. O adamı, bazı hocaların kitaplarında, sohbetlerinde dinsiz, kâfir, deccal ilan ettirerek, Halkın kafasına fitnelik sokmaya devam edeceğiz. Cemaat ve tarikatlarda her sohbette, Atatürk’ten bahsederek onu dinsiz, deccal olduğunu akıllara kazıyacağız. Zaten bir ülkeyi yıkmak istiyorsan önce vatanseverlerini yok edeceksin, birbirine sokacaksın, içlerine ayrımcılık, kin nefret sokacaksın, biz de onu yapacağız. Vatanseverleri küçük düşüreceğiz, Halkın gözünde dinsiz gibi göstereceğiz. Hatta kendini aydın zanneden birçok kimseyi de Atatürk’e “o dine inanmıyordu, o ateisttir” diye beyanlar verdireceğiz.   Peki, Lordum, yetişen zeki çocuklar ne olacak? - Sen hiç merak etme, o da tamam, o zeki çocukları önce kendi kurduğumuz okullara, aileleri ikna ederek alacağız, sonra da onları kendi ülkelerimizin üniversitelerine alıp, kendi ülkemizin çıkarlarına hizmet ettireceğiz.   Ama Lordum, bunu anlayanlar gelmez ki! - Onların bazılarına; ilimden, eşitlikten, adaletten, insanı değerlerden, özgürlükten bahsederek ikna edeceğiz. Bazılarını da dinden, Allah’tan kitaptan bahsederek ikna edeceğiz. Onlar da bunlara inanacak, gelecek ve çıkarlarımıza hizmet edecekler.   Peki, ikna edemedikleriniz ne olacak Lordum? - İkna edememek diye bir şey yok, cemaatler tarikatlar ne güne duruyor, o çocuklar; din denerek, Allah denerek, kitap denerek, cemaatlerin tarikatların eline düşürülecek ve yine bize hizmet edecekler.   Peki, Lordum, basın, siyasi alan, üniversiteler, nasıl kontrol edilecek? - Sen hiç merak etme, Dünya’da Türkler kadar birbiriyle kavga eden ikinci bir millet yoktur, bak tarihte birbirleriyle kavga ederek, nice kurdukları devletleri yıktılar. Onları zaten biz kontrol ediyoruz, her gün orada tartışmalar yaptırarak, ülke insanının içine kin aşılamaya, ayrımcılık aşılamaya devam edeceğiz. Siyasilerin içine adamlarımızı koyarak, onları her gün Halkın gözü önünde birbirine saldırtacağız, ayrımcılığı işleyip, Halkın içine kin nefreti sokmaya devam edeceğiz, içlerinde her zaman adamlarımız olacak. Devleti yıkıncaya kadar devam edeceğiz. Üniversiteleri zaten biz kurduk, istediğimiz gibi yapılanmaya devam edeceğiz, bize uyanları, makamlara şöhretlere getirerek besleyeceğiz, uymayanları pasif ize edeceğiz. *** Sevgili okurlarım; Kurtuluş Savaşında İngiliz hükümetlerinde önemli görevler üstlenmiş olan Lord Curzon’un Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk hakkındaki düşüncelerini öğrenmiş olduk. Onlar Kurtuluş Savaşının yenilgisini ve Lozan Barış Antlaşması ile elde ettiğimiz kazanımlarımızı bir türlü unutamıyorlar. Su uyur düşman uyumaz diye bir atasözümüz vardır. O halde o tür hain devletlere karşı bizim de hazırlıklı olmamız gerekir. Kurtuluş Savaşı mücadelesinde; canını veren şehitlerimizi, gazilerimizi bizim de unutmamamız gerekir. Yarın 23 Nisan…
Ekleme Tarihi: 22 Nisan 2021 - Perşembe

LORDUM, O ADAM YENİ BİR DEVLET KURUYOR

Sevgili okurlarım;

Yurdumuzun dört bir köşesi düşmanlar tarafından işgal edilmişti. Düşman kuvvetleri genç, yaşlı, silahlı, silahsız ayırımını yapmadan yakaladıklarını türlü işkencelerle öldürüyorlardı! Osmanlı devletinin içinde bulunduğu devletler Birinci Dünya Savaşı’nda yenilmişti. Millet yorgun ve fakirdi. Ordunun elindeki silahlar alınmıştı.

Adana’da Fransızlar,

Urfa ve Antep’te İngilizler,

Antalya ve Konya’da İtalyanlar,

Merzifon ve Samsun’da İngilizler,

İzmir’de Yunanlılar

Karadeniz’de Rumlar,

Doğu’da Ermeniler hâkimdi.

Bize ise geride bir avuç Türk’ün barındığı Anadolu toprakları kalmıştı.

***

Mustafa Kemal; İngiltere, Fransa, İtalya ve Amerika Birleşik Devletleri başta olmak üzere Türk toprağıyla alakalı tüm ülkelerin başkan ve başbakanlarına telgraf ile gönderdiği haberde; “Türk milleti bağımsızlık hakkını ve geleceğini savunacak. Hiçbir kuvvet bizi yaşamak hakkından yoksun bırakamaz” diye tarihi uyarısını yapmıştı.

***

16 Mart 1920 Osmanlı’nın resmen sona erdiği gündü. Uzun süren Kurtuluş Savaşından sonra tam bağımsız yeni Türkiye Cumhuriyeti devleti kuruldu.

***

Mustafa Kemal tarafından kaleme alınan ve yurdun dört bir köşesine ulaştırılan millete açık davetiyede; “Allah’ın izniyle Nisan’ın yirmi üçüncü Cuma namazından sonra Ankara’da Büyük Millet Meclisi açılacaktır.” deniliyordu. Aynen dediğini yaptı, 23 Nisan 1920 Cuma günü Büyük Millet Meclisi açıldı.

***

Aradan yüz yılı aşkın bir süre geçmesine rağmen Türk ulusunun başarısını kabullenemeyen bu hain ülkeler; Osmanlı devletinin yıkılmasında olduğu gibi bugün de Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün çok zor koşullarda kurmuş olduğu yeni Türkiye Cumhuriyeti devletini yıkmak için her türlü çareye başvuruyorlar. Askeri darbe, ekonomik ambargo, terör gibi pek çok yaptırımları sinsi sisi uygulamaya geçirdiklerini görüyoruz.

***

Yurdumuzla ilgili bizim bilemediklerimizi onlar daha iyi biliyorlar. Yer altı zenginliklerimiz başta olmak üzere çevreden tarıma, eğitimden sağlığa, ulaşımdan savunmaya kadar velhasıl akla gelen her konuda istedikleri bilgi ve belgelere çok rahat ulaşabiliyorlar!

***

Aradan yüz yılı aşkın süre geçmesine rağmen Kurtuluş Savaşının yenilgisini bir türlü içlerine sindiremiyorlar. Kuyruk acısı var içlerinde…

 

Sevgili okurlarım;

Bugünkü yazımın öneminin daha iyi anlaşılabilmesi için, sosyal medyadan arkadaşım İsmail Dinçer’den aldığım bir iletinin bazı bölümlerini sizlerle paylaşmak istedim. Zevkle birkaç kez okuyacağınız umuduyla…

***

Koşarak geldi ve dedi ki: “Lordum” o adam yarın yeni bir devlet kuruyor.

- Kursun, Osmanlıyı yıktığımız gibi, onu da yakın zamanda yıkarız. Osmanlıyı yıkmak uzun sürdü, ama bunları daha kısa sürede yıkarız, çünkü Osmanlıya soktuğumuz fitne hala onların içerisinde

Lordum, ama bu adam çok zeki ve çok güçlü.

- Zeki olmak, güçlü olmak tek başına bir işe yaramaz.

 

Lordum o gücünü etrafına hissettiriyor.

- Güçlük, birlik beraberlikle olur, onlar birbirine girecekler, onun kurduğu mecliste bizim amaçlarımıza hizmet edenler var, bazıları zaten bizim adamımız, bazıları da farkında olmasalar bile, söylemleri ve yaptıkları ile bizim amaçlarımıza hizmet ediyorlar.

 

Lordum onların ülkelerinden çok zeki çocuklar, o adamın yolunu takip ederlerse, o ülkeyi Dünya’da hiçbir ülke tutamaz.

- Elbette biliyoruz. O topraklar Dünya’nın en değerli toprakları, o ülkede çıkan ekinler, üzümler, zeytinler, incirler, kayısılar, şeftaliler, armutlar, ahlatlar, alıçlar, haşhaşlar, her türlü meyve ve sebzeler, çocukların beyinlerini nasıl çalıştırdığını biliyoruz. Orada yaşanan dört mevsim, Dünya’da başka bir yerde kolay kolay yaşanmıyor. Suyu, havası, toprağı, güneşi, ülkenin insanlarını çok zeki olmasını sağlıyor.

 

Lordum, peki bunlara nasıl engel olacağız?

- Sen merak etme, planlar hazır, ana plan o ülkeyi ele geçirmek, gücünü kırmak, Osmanlıya soktuğumuz fitneye devam etmek.

 

Bunlar nasıl olacak Lordum?

- Planlara devam ederek olacak. Bak haritaları bile ona göre yaptık, onların diğer Türk Devletleri ile bağlarını kopardık. Onların içine din fitnesi, mezhepçilik, tarikatçılık, cemaatçilik, fitnesi, Alevilik, Sünnilik fitnesi, ırkçılık fitnesini soktuk. Bunlar daha da alevlenecek, cemaat ve tarikatları kuran ve onları ayrı ayrı destekleyen zaten bizim atalarımız. Her cemaat tarikatın içinde onlarca adamımız vardır. Onları yönlendiren zaten biziz, onlar “senden benden, senden değil benden değil” kavgasıyla, ayrımcılık yaparak ülkenin yıkılmasında en büyük etken olacak.

 

Peki, Lordum, Atatürk’ü destekleyenlere nasıl engel olacaksınız, gelecek nesillerin onunla ilgili sevgileri, onu örnek almaları ne olacak?

- Atatürk’ü dinsiz, kâfir, deccal olarak göstereceğiz.

 

Ama Lordum, o adam çok zeki, o adamın dinin gerçeğini bilmemesi mümkün değil.

- Bilse ne olacak, önemli olan Halkın neye inandığı, halka neyin empoze edildiğidir. O adamı, bazı hocaların kitaplarında, sohbetlerinde dinsiz, kâfir, deccal ilan ettirerek, Halkın kafasına fitnelik sokmaya devam edeceğiz. Cemaat ve tarikatlarda her sohbette, Atatürk’ten bahsederek onu dinsiz, deccal olduğunu akıllara kazıyacağız. Zaten bir ülkeyi yıkmak istiyorsan önce vatanseverlerini yok edeceksin, birbirine sokacaksın, içlerine ayrımcılık, kin nefret sokacaksın, biz de onu yapacağız.

Vatanseverleri küçük düşüreceğiz, Halkın gözünde dinsiz gibi göstereceğiz. Hatta kendini aydın zanneden birçok kimseyi de Atatürk’e “o dine inanmıyordu, o ateisttir” diye beyanlar verdireceğiz.

 

Peki, Lordum, yetişen zeki çocuklar ne olacak?

- Sen hiç merak etme, o da tamam, o zeki çocukları önce kendi kurduğumuz okullara, aileleri ikna ederek alacağız, sonra da onları kendi ülkelerimizin üniversitelerine alıp, kendi ülkemizin çıkarlarına hizmet ettireceğiz.

 

Ama Lordum, bunu anlayanlar gelmez ki!

- Onların bazılarına; ilimden, eşitlikten, adaletten, insanı değerlerden, özgürlükten bahsederek ikna edeceğiz. Bazılarını da dinden, Allah’tan kitaptan bahsederek ikna edeceğiz. Onlar da bunlara inanacak, gelecek ve çıkarlarımıza hizmet edecekler.

 

Peki, ikna edemedikleriniz ne olacak Lordum?

- İkna edememek diye bir şey yok, cemaatler tarikatlar ne güne duruyor, o çocuklar; din denerek, Allah denerek, kitap denerek, cemaatlerin tarikatların eline düşürülecek ve yine bize hizmet edecekler.

 

Peki, Lordum, basın, siyasi alan, üniversiteler, nasıl kontrol edilecek?

- Sen hiç merak etme, Dünya’da Türkler kadar birbiriyle kavga eden ikinci bir millet yoktur, bak tarihte birbirleriyle kavga ederek, nice kurdukları devletleri yıktılar. Onları zaten biz kontrol ediyoruz, her gün orada tartışmalar yaptırarak, ülke insanının içine kin aşılamaya, ayrımcılık aşılamaya devam edeceğiz.

Siyasilerin içine adamlarımızı koyarak, onları her gün Halkın gözü önünde birbirine saldırtacağız, ayrımcılığı işleyip, Halkın içine kin nefreti sokmaya devam edeceğiz, içlerinde her zaman adamlarımız olacak. Devleti yıkıncaya kadar devam edeceğiz. Üniversiteleri zaten biz kurduk, istediğimiz gibi yapılanmaya devam edeceğiz, bize uyanları, makamlara şöhretlere getirerek besleyeceğiz, uymayanları pasif ize edeceğiz.

***

Sevgili okurlarım;

Kurtuluş Savaşında İngiliz hükümetlerinde önemli görevler üstlenmiş olan Lord Curzon’un Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk hakkındaki düşüncelerini öğrenmiş olduk.

Onlar Kurtuluş Savaşının yenilgisini ve Lozan Barış Antlaşması ile elde ettiğimiz kazanımlarımızı bir türlü unutamıyorlar.

Su uyur düşman uyumaz diye bir atasözümüz vardır. O halde o tür hain devletlere karşı bizim de hazırlıklı olmamız gerekir.

Kurtuluş Savaşı mücadelesinde; canını veren şehitlerimizi, gazilerimizi bizim de unutmamamız gerekir.

Yarın 23 Nisan…

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yeniufukgazetesi.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.