Sadettin BAYRAM
Köşe Yazarı
Sadettin BAYRAM
 

TOPLUMUN ÇÖKÜŞ ALÂMETLERİ DAYANIŞMANIN YOK OLMASI

ggg En küçük yerleşim birimlerinden en büyük şehirlere varıncaya kadar diğerkâm insanların azaldığına, imece usulünün kalktığına, kısacası dayanışmanın azaldığına şahit oluyoruz. Ülkemizde dayanışma kurumsallaşmış durumdadır. Başta Kızılay, Yeşilay, Deniz Feneri, Yardım eli, Dost eli, Can suyu, İHH, gibi STK lar dayanışmanın kurumsallaşmış müssesleridir.. Küçük yerleşim merkezlerinde iyi kötü insanlar birbirini biliyor. Fakat Plaza, apartman ve sitelerde insanların birbirini pek tanıdığı yok. Hastalık ve cenaze gibi durumlarda insanlar birbirine uzak kalıyorlar. Esasen en büyük yardımlaşma kurumu devletin bizatihi kendisidir. Devletimiz; yangın, depren, su baskını gibi vesaire konularda devletimiz anında felakete maruz kalmış vatandaşlarımızın anında yanında olmaktadır. Kısacası ferdi dayanışma zayıflarken devletin kurumları ve STK lar dayanışmanın öncüsü durumundadır. ÜRETİMİN ZAYIFLAMASI Nüfus gelişimine göre biz de üretimde artış yok diyemeyiz ama üretimdeki artış bana göre istenilen düzeyde değildir. Genel duruma bakacak olursak toplumumuz üretim toplumu olmaktan çıkıp hızla tüketim toplumu olma yolunda ilerlemektedir. Tarhanasını, salçasını ve muhtelif kışlık hazırlıklarını yapan vatandaşlara rastlarken köylerde ve kentlerde insanlar, yumurtayı, yoğurdu ve bir çok sebzeyi satın almaktadır. İnsanların çoğu köyde toprağını işleyip üretim yapacağı yerde, şehirde asgari ücretle çalışıp maaşını yetirme mücadelesini tercih etmektedir. Toplum hızla AVM ve Süpermarketçi olduk. Sınai ve endüstriyel konularda muasır medeniyet ülkelerini kırk elli yıl geriden takip etmekteyiz. Hala tam olarak yerli savaş araç ve gereçlerimiz ve tamamen yerli otomobilimiz ve diğer nakliye araçlarımız yok. Uçağımızı, Trenimizi, gemimizi tamamen yerli olarak ürettiğimiz gün üreten ülke konumuna gelmiş oluruz. Bir de mümbit tarım alanlarını beton alanlarına çeviren gaflet ve dalâletimiz var. Benim köyümden Akgün Seramik’i örnek gösterebilirim. Kıraç alanlar dururken verimli alanları öldürmek, bunu teşvik, etmek buna izin vermek hiç şüphesiz vatana ihanettir. Bunun bariz örnekleri her yerde var. Bize de sorarlarsa adres göstermekte tereddüt etmeyiz.  TÜKETİM ÇILGINLIĞI  Biz çocukluğumuzda yamalı pantolon, ceket ve göynek giyerdik. Yine yamalı elbise giyelim demiyorum. Çocukluğumuzda apartman bahçe duvarının parmaklıklarında ve sokaklarda yarım veya bayat ekmek poşetleri bulamazdınız. Ayakkabılıklarımızda kişi sayısı kadar ayakkabı olurdu. Yollar zaten dardı. Şimdi her şey tersi oldu. Altı şeritli yollar şimdi araçları almıyor. Şehir merkezlerinde otopark sıkıntısı had safhada. Bazı malûm zenginlerin özel uçağı ile Atina’ya traş olmaya, Montecarlo’ya veya Kazablanka’ya kumar oynamaya, Avrupa’nın güney sahillerine çıplaklar kamplarına gittiklerini biliyoruz. Dar gelirlilerden ayağını yorgana göre uzatmayan insan sayısı çok fazla. Yemede içmede haddi hududu olmayan bir durum söz konusu. Kredi kartı bataklığın düşmekten kutulamıyoruz. Sabır ve şükür unutuldu. Kanaat hak getire.. Tabii istisnaları da göz önünde bulunduralım. Örnekleri sizler çevrenize bakarak çoğaltabilirsiniz. Fakir insan parası az olan değil arzusu çok olandır. Ülkemizde maalesef israf ve tüketim çılgınlığı vardır. Bu hususta ölçü halk katmanlarına göre değişir. Hani bir söz var ben tamamını söylemeyeceğim. “ Tabakasında tütün yok içmeye, faytonla gider…….” Hoşafın ve ayranın yüzüne bakanlar pek az. Hâlbuki bunlar milli içeceklerimizdir.  VERGİLERİN ARTMASI  Esas vergi mükelleflerinden yeterince vergi alınamaması. Esasen vergi mükellefi olmayanlardan alınan verginin yüksek olmamasına rağmen adil olmayan vergi alınması. Milleti ve devleti sömürerek yıllardır, hatta asırlardır Karun’dan daha zengin olanlardan hakkaniyetli vergi alınmaması sosyal devletin çöküş sebeplerindendir. Üreterek zenginleşenler istisnadır.  LİYAKATİN DİKKATE ALINMAMASI Güvenilir insanlar dururken güven vermeyenlere insanların, becerisi olmamasına rağmen beceri isteyen işlerin başına getirilmesi, bilenle bilmeyenin, destiyi kıranla suyu getirenin bir tutulması, gerek bakanlıkta, Genel Müdürlükte, daire başkanlığında, vs. müdürlüklerde, muhtelif başkanlıklarda vasıf isteyen işlerin başına bizim mahallenin çocuğudur – bizim adamımız deyip ehliyet ve liyakat sahipleri dururken ehliyetsiz ve liyakatsiz adamların iş başına getirilmesi toplumun en önemli çöküş sebeplerindendir. ADALETSİZLİĞİN YAYGINLAŞMASI “ Adalet olmayan yerde adavet vardır” ve “ Geciken af idamdan sonra gelen affa benzer” darbı mesellerinin örneklerinde olduğu gibi adaletin hüküm sürmediği bir toplum çökmeye mahkumdur. Adalet, adalet, adalet her yerde adalet. MÜTEFERRİK HUSUSLAR  Toplumun ve devletlerin çöküş emarelerini çoğalmak mümkündür. Bir toplumda toplumun her katmanında umutlar kırılmayıp yeşeriyorsa o toplumun beslendiği kaynakların güçlü olduğunu gösterir. Yeise kapılmayan ve karamsarlığın gölgesinde karanlıkta kalmayan ve boğulmayan toplumlar geleceğe emin adımlarla yürürler. Bir toplumda iblisane düşünceli, gurur abidesi ve kibirinden dübürü görünen insan sayısı ve idarecisi ne kadar az ise o toplum o kadar güçlüdür. Gösteriş, riyakarlık, iki yüzlülük, yalancılık ve yalakalık toplum yapısına hakim değilse o toplumun yıkılması mümkün değildir. Aksi halde…. HÜLÂSA  Biz toplum ve devlet olarak sürekli vaziyette yedi düvelle savaşmış ve mücadele etmiş bir ecdadın ahfadı olarak bu mücadele ve savaşı sürdürmek zorunda olan bir nesil olmamıza rağmen ben çökmeyeceğimizden eminim. Ancak bizler ferdi olarak ülkemizi ve dünyamızı düzeltmeye kalkmadan evvela kendimizi düzeltmek ve kaliteli nesiller yetiştirme kaydıyla çökmeyeceğimizden eminim diyorum. HÜDÂ’YA EMANET OLASINIZ
Ekleme Tarihi: 29 Aralık 2020 - Salı

TOPLUMUN ÇÖKÜŞ ALÂMETLERİ DAYANIŞMANIN YOK OLMASI

En küçük yerleşim birimlerinden en büyük şehirlere varıncaya kadar diğerkâm insanların azaldığına, imece usulünün kalktığına, kısacası dayanışmanın azaldığına şahit oluyoruz. Ülkemizde dayanışma kurumsallaşmış durumdadır. Başta Kızılay, Yeşilay, Deniz Feneri, Yardım eli, Dost eli, Can suyu, İHH, gibi STK lar dayanışmanın kurumsallaşmış müssesleridir.. Küçük yerleşim merkezlerinde iyi kötü insanlar birbirini biliyor. Fakat Plaza, apartman ve sitelerde insanların birbirini pek tanıdığı yok. Hastalık ve cenaze gibi durumlarda insanlar birbirine uzak kalıyorlar. Esasen en büyük yardımlaşma kurumu devletin bizatihi kendisidir. Devletimiz; yangın, depren, su baskını gibi vesaire konularda devletimiz anında felakete maruz kalmış vatandaşlarımızın anında yanında olmaktadır. Kısacası ferdi dayanışma zayıflarken devletin kurumları ve STK lar dayanışmanın öncüsü durumundadır.

ÜRETİMİN ZAYIFLAMASI

Nüfus gelişimine göre biz de üretimde artış yok diyemeyiz ama üretimdeki artış bana göre istenilen düzeyde değildir. Genel duruma bakacak olursak toplumumuz üretim toplumu olmaktan çıkıp hızla tüketim toplumu olma yolunda ilerlemektedir. Tarhanasını, salçasını ve muhtelif kışlık hazırlıklarını yapan vatandaşlara rastlarken köylerde ve kentlerde insanlar, yumurtayı, yoğurdu ve bir çok sebzeyi satın almaktadır. İnsanların çoğu köyde toprağını işleyip üretim yapacağı yerde, şehirde asgari ücretle çalışıp maaşını yetirme mücadelesini tercih etmektedir. Toplum hızla AVM ve Süpermarketçi olduk. Sınai ve endüstriyel konularda muasır medeniyet ülkelerini kırk elli yıl geriden takip etmekteyiz. Hala tam olarak yerli savaş araç ve gereçlerimiz ve tamamen yerli otomobilimiz ve diğer nakliye araçlarımız yok. Uçağımızı, Trenimizi, gemimizi tamamen yerli olarak ürettiğimiz gün üreten ülke konumuna gelmiş oluruz. Bir de mümbit tarım alanlarını beton alanlarına çeviren gaflet ve dalâletimiz var. Benim köyümden Akgün Seramik’i örnek gösterebilirim. Kıraç alanlar dururken verimli alanları öldürmek, bunu teşvik, etmek buna izin vermek hiç şüphesiz vatana ihanettir. Bunun bariz örnekleri her yerde var. Bize de sorarlarsa adres göstermekte tereddüt etmeyiz.

 TÜKETİM ÇILGINLIĞI

 Biz çocukluğumuzda yamalı pantolon, ceket ve göynek giyerdik. Yine yamalı elbise giyelim demiyorum. Çocukluğumuzda apartman bahçe duvarının parmaklıklarında ve sokaklarda yarım veya bayat ekmek poşetleri bulamazdınız. Ayakkabılıklarımızda kişi sayısı kadar ayakkabı olurdu. Yollar zaten dardı. Şimdi her şey tersi oldu. Altı şeritli yollar şimdi araçları almıyor. Şehir merkezlerinde otopark sıkıntısı had safhada. Bazı malûm zenginlerin özel uçağı ile Atina’ya traş olmaya, Montecarlo’ya veya Kazablanka’ya kumar oynamaya, Avrupa’nın güney sahillerine çıplaklar kamplarına gittiklerini biliyoruz. Dar gelirlilerden ayağını yorgana göre uzatmayan insan sayısı çok fazla. Yemede içmede haddi hududu olmayan bir durum söz konusu. Kredi kartı bataklığın düşmekten kutulamıyoruz. Sabır ve şükür unutuldu. Kanaat hak getire.. Tabii istisnaları da göz önünde bulunduralım. Örnekleri sizler çevrenize bakarak çoğaltabilirsiniz. Fakir insan parası az olan değil arzusu çok olandır. Ülkemizde maalesef israf ve tüketim çılgınlığı vardır. Bu hususta ölçü halk katmanlarına göre değişir. Hani bir söz var ben tamamını söylemeyeceğim. “ Tabakasında tütün yok içmeye, faytonla gider…….” Hoşafın ve ayranın yüzüne bakanlar pek az. Hâlbuki bunlar milli içeceklerimizdir.

 VERGİLERİN ARTMASI

 Esas vergi mükelleflerinden yeterince vergi alınamaması. Esasen vergi mükellefi olmayanlardan alınan verginin yüksek olmamasına rağmen adil olmayan vergi alınması. Milleti ve devleti sömürerek yıllardır, hatta asırlardır Karun’dan daha zengin olanlardan hakkaniyetli vergi alınmaması sosyal devletin çöküş sebeplerindendir. Üreterek zenginleşenler istisnadır.

 LİYAKATİN DİKKATE ALINMAMASI

Güvenilir insanlar dururken güven vermeyenlere insanların, becerisi olmamasına rağmen beceri isteyen işlerin başına getirilmesi, bilenle bilmeyenin, destiyi kıranla suyu getirenin bir tutulması, gerek bakanlıkta, Genel Müdürlükte, daire başkanlığında, vs. müdürlüklerde, muhtelif başkanlıklarda vasıf isteyen işlerin başına bizim mahallenin çocuğudur – bizim adamımız deyip ehliyet ve liyakat sahipleri dururken ehliyetsiz ve liyakatsiz adamların iş başına getirilmesi toplumun en önemli çöküş sebeplerindendir.

ADALETSİZLİĞİN YAYGINLAŞMASI

“ Adalet olmayan yerde adavet vardır” ve “ Geciken af idamdan sonra gelen affa benzer” darbı mesellerinin örneklerinde olduğu gibi adaletin hüküm sürmediği bir toplum çökmeye mahkumdur. Adalet, adalet, adalet her yerde adalet.

MÜTEFERRİK HUSUSLAR

 Toplumun ve devletlerin çöküş emarelerini çoğalmak mümkündür. Bir toplumda toplumun her katmanında umutlar kırılmayıp yeşeriyorsa o toplumun beslendiği kaynakların güçlü olduğunu gösterir. Yeise kapılmayan ve karamsarlığın gölgesinde karanlıkta kalmayan ve boğulmayan toplumlar geleceğe emin adımlarla yürürler. Bir toplumda iblisane düşünceli, gurur abidesi ve kibirinden dübürü görünen insan sayısı ve idarecisi ne kadar az ise o toplum o kadar güçlüdür. Gösteriş, riyakarlık, iki yüzlülük, yalancılık ve yalakalık toplum yapısına hakim değilse o toplumun yıkılması mümkün değildir. Aksi halde….

HÜLÂSA

 Biz toplum ve devlet olarak sürekli vaziyette yedi düvelle savaşmış ve mücadele etmiş bir ecdadın ahfadı olarak bu mücadele ve savaşı sürdürmek zorunda olan bir nesil olmamıza rağmen ben çökmeyeceğimizden eminim. Ancak bizler ferdi olarak ülkemizi ve dünyamızı düzeltmeye kalkmadan evvela kendimizi düzeltmek ve kaliteli nesiller yetiştirme kaydıyla çökmeyeceğimizden eminim diyorum. HÜDÂ’YA EMANET OLASINIZ

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yeniufukgazetesi.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.