Mustafa BOŞDURMAZ
Köşe Yazarı
Mustafa BOŞDURMAZ
 

NEDEN AYAŞ?

ggg Ayaş’la ilgili yazdığım yazılardan dolayı bir kısım arkadaşlar rahatsız oluyor bana da neden devamlı Ayaş’la ilgili yazı yazıyorsun, yazacak başka ilçe yok mu onlarla ilgili yaz öncelikle şunu belirtmeliyim, ben doyduğu yer değil doğduğu yer diyen birisiyim dolayısıyla da Ayaş’ın her yerden önce gelmesi en azından benim için doğaldır. Ben Ayaş’ın Melal(Ulupınar) köyündenim köyün girişindeki mezarlıkta en çok yakını olan sülalelerden birisiyim amcalarım, dayılarım, yeğenlerim bu mezarlıkta yatıyor, bu yetmezmiş gibi bir de köyde özel arazilerin içinde olan mezarlıklar vardır orada da halam ve diğer yakınlarım yatar yani Ayaş’ımıza sahip çıkmamak en aşağısından atalarıma saygısızlık olur. Bence sadece Ankara’nın dış ilçeleri değil Ankara’nın tüm ilçeleri ve Türkiye’nin her yerinde insanımız imkânlarını doğdukları ya da ana ata toprakları için kullansalar bugün bu topraklar bu kadar öksüz kalmayacağı gibi bu kadar büyük tabiat katliamları olmaz. Rahmetli babam köy hayatından sonra Sincan’a gelip yerleşmiş Sincan o zamanlar Nahiye yani kasaba burada yaşamda köy hayatına uygun birçok evde olduğu gibi bizim evde de inek beslenir sabah sığıra salınır. Birçok evde de koyun beslenir hemen her evde kümes hayvanları ve kümes olurdu. Sonra 1970’li yılların başında Fatih’te 1 nolu gecekondu önleme bölgesi ilan edildi. Sonra bu genişledi 2’ye çıktı 3’e çıktı Fatih Mahallesi önce 3’e bölündü bilahare Yunus Emre diye 4. Bir mahalle de oluştu. Sincan’a gözünü dikenleri bu kesmedi (tıpkı bugün Ayaş ve diğer dış ilçelere göz dikenler gibi) Saraycık ve 12.Cadde üzerinde yeni konut alanları gecekondu önleme bölgeleri açıldı. (GÖB) en son TOKİ Saraycık’ta yeni konutlar yaptı. Bütün bunlarla birlikte Sincan’ın çevresinde ki ekilebilir alanlar Eryaman ve Elvankent dâhil olmak üzere yok oldu. Hiç kimsenin sesinin çıkmadığını görenler konutun yanı sıra en verimli topraklar üzerine dünyanın en büyük Sanayi alanlarından birisini yapmak için harekete geçip o güzel verimli toprakları istimlak ettiler. Önce Sincan’da ki yerlilerin elindeki toprakları yok pahasına aldılar şimdi de Organize Sanayi Bölgesi diyerek köylülerin ellerinde ki arazileri alıyorlar. Biryandan da Türkiye’nin her yerinden gelen nüfusla Sincan’ın genetik ve nüfus yapısını bozdular. Ondan sonra da kuraklık, kıtlık, yokluk oluyor diyorlar, olur tabii… Ben Batının ve Amerika Birleşik Devletlerinin Türk’ün önce örf, adet, anane ve geleneklerini yok etmeye, bozmaya çalıştığını ve bunun da uygulamaya koyduğuna inananlardan birisiyim, yani Batı bizim genlerimizle oynuyor bu şekilde örf, adet ve geleneklerimizi bozarak bizi kendisine köle etmeye çalışıyor. Bunu yaparken de içimizde zafiyetleri olanları çok iyi görüp analiz edip onlarla yoluna gidiyor, bu zafiyet değişik şekillerde ortaya çıkabiliyor, kimisi para, kimisi kadın, kimisi alkol ve kimisi de kumar alışkanlığından dolayı bu tuzağa düşebiliyor, Geçen gün televizyonda Yörüklerle ilgili programı izledim onlarda tıpkı anam gibi bazlama yapıyor, gözleme yapıyor, tarhana yapıyor, yaprak sarması pişiriyor, bazlamayı gözlemeyi tandır evinde pişiriyor, hamuru teknede yoğuruyor yani aynı kültür.  Bunları izlerken konuşmacı Yörük dedi ki ”Maalesef artık bu anane ve geleneklerimiz kayboluyor göçebelik bitiyor yerleşik hayata geçiyoruz, örf, adet ve geleneklerimizi de yavaş yavaş maalesef kaybediyoruz. Yeni kasaba olan ve köyden gelirken tüm güzellikleriyle birlikte elindeki topraklarında kaybeden Sincan ve köylüleri gibi bugün de Ayaş ve köylüleri ellerindeki toprakları örf, adet, anane ve geleneklerini kaybetmeye başladı. Önce hobi bahçeleri şimdi de tarlalara, ovalara, dağlara, taşlara imar getirilmeye çalışılıyor, ne için? Ayaş kalkınacakmış eğer binayla, konutla ilçe kalkınsaydı Sincan kalkınır, Sincan’da işsiz kalmazdı. Sincan’ın henüz eli yüzü düzgün bir hastanesi bile yok ama devasa mahpushanesi var. Ey Ayaşlı hemşerim uyuma toprağına, taşına, bağına, bahçene, tarlana, örfüne, ananene, geleneğine sahip çık. Bir sor bugün köylere imar götürmeye kalkanlar, buranın alt yapısını nasıl yapacaklarmış? İçme suyunu nasıl getireceklermiş? Elektriği nasıl getireceklermiş? Hangi parayla hangi bütçeyle getireceklermiş? İşin farkına vardığında artık çok geç olacak. Allah aşkına bir düşünün, Ortabereket-Uluyol-Yağmurdede’de 800 dönüm araziye imar ne demek? İlhan köyünde 450 dönüm araziye imar ne demek? Madem samimiler madem sadece para kazanmak istiyorlar buraları gerçek sahibi olan köylülere vadeli ve uygun fiyatta ver. TOKİ’nin Milli Emlak’tan alıp da yok pahasına sattığı yerler de bu yazdıklarımın dışında. Unutmayın TOKİ Gökçebağın merası (otlakıyesi) olan 500 dönüm yeri yok pahasına 5 yıl vadeli sattı alanlar da hemen kooperatif kurup burayı yapılaşmaya açıyorlar, nerede hayvancılık? Nerede tarım? Nerede samimiyet? Allah’tan köy muhtarı hakkını aramasını biliyor da olayı mahkemeye taşıdı. Ben Bir Ayaşlı olarak üzerime düşen görevi sonuna kadar yapacağım yapmaya çalışacağım.
Ekleme Tarihi: 29 Aralık 2020 - Salı

NEDEN AYAŞ?

Ayaş’la ilgili yazdığım yazılardan dolayı bir kısım arkadaşlar rahatsız oluyor bana da neden devamlı Ayaş’la ilgili yazı yazıyorsun, yazacak başka ilçe yok mu onlarla ilgili yaz öncelikle şunu belirtmeliyim, ben doyduğu yer değil doğduğu yer diyen birisiyim dolayısıyla da Ayaş’ın her yerden önce gelmesi en azından benim için doğaldır. Ben Ayaş’ın Melal(Ulupınar) köyündenim köyün girişindeki mezarlıkta en çok yakını olan sülalelerden birisiyim amcalarım, dayılarım, yeğenlerim bu mezarlıkta yatıyor, bu yetmezmiş gibi bir de köyde özel arazilerin içinde olan mezarlıklar vardır orada da halam ve diğer yakınlarım yatar yani Ayaş’ımıza sahip çıkmamak en aşağısından atalarıma saygısızlık olur.

Bence sadece Ankara’nın dış ilçeleri değil Ankara’nın tüm ilçeleri ve Türkiye’nin her yerinde insanımız imkânlarını doğdukları ya da ana ata toprakları için kullansalar bugün bu topraklar bu kadar öksüz kalmayacağı gibi bu kadar büyük tabiat katliamları olmaz.

Rahmetli babam köy hayatından sonra Sincan’a gelip yerleşmiş Sincan o zamanlar Nahiye yani kasaba burada yaşamda köy hayatına uygun birçok evde olduğu gibi bizim evde de inek beslenir sabah sığıra salınır. Birçok evde de koyun beslenir hemen her evde kümes hayvanları ve kümes olurdu. Sonra 1970’li yılların başında Fatih’te 1 nolu gecekondu önleme bölgesi ilan edildi. Sonra bu genişledi 2’ye çıktı 3’e çıktı Fatih Mahallesi önce 3’e bölündü bilahare Yunus Emre diye 4. Bir mahalle de oluştu.

Sincan’a gözünü dikenleri bu kesmedi (tıpkı bugün Ayaş ve diğer dış ilçelere göz dikenler gibi) Saraycık ve 12.Cadde üzerinde yeni konut alanları gecekondu önleme bölgeleri açıldı. (GÖB) en son TOKİ Saraycık’ta yeni konutlar yaptı. Bütün bunlarla birlikte Sincan’ın çevresinde ki ekilebilir alanlar Eryaman ve Elvankent dâhil olmak üzere yok oldu. Hiç kimsenin sesinin çıkmadığını görenler konutun yanı sıra en verimli topraklar üzerine dünyanın en büyük Sanayi alanlarından birisini yapmak için harekete geçip o güzel verimli toprakları istimlak ettiler. Önce Sincan’da ki yerlilerin elindeki toprakları yok pahasına aldılar şimdi de Organize Sanayi Bölgesi diyerek köylülerin ellerinde ki arazileri alıyorlar. Biryandan da Türkiye’nin her yerinden gelen nüfusla Sincan’ın genetik ve nüfus yapısını bozdular. Ondan sonra da kuraklık, kıtlık, yokluk oluyor diyorlar, olur tabii…

Ben Batının ve Amerika Birleşik Devletlerinin Türk’ün önce örf, adet, anane ve geleneklerini yok etmeye, bozmaya çalıştığını ve bunun da uygulamaya koyduğuna inananlardan birisiyim, yani Batı bizim genlerimizle oynuyor bu şekilde örf, adet ve geleneklerimizi bozarak bizi kendisine köle etmeye çalışıyor. Bunu yaparken de içimizde zafiyetleri olanları çok iyi görüp analiz edip onlarla yoluna gidiyor, bu zafiyet değişik şekillerde ortaya çıkabiliyor, kimisi para, kimisi kadın, kimisi alkol ve kimisi de kumar alışkanlığından dolayı bu tuzağa düşebiliyor, Geçen gün televizyonda Yörüklerle ilgili programı izledim onlarda tıpkı anam gibi bazlama yapıyor, gözleme yapıyor, tarhana yapıyor, yaprak sarması pişiriyor, bazlamayı gözlemeyi tandır evinde pişiriyor, hamuru teknede yoğuruyor yani aynı kültür.

 Bunları izlerken konuşmacı Yörük dedi ki ”Maalesef artık bu anane ve geleneklerimiz kayboluyor göçebelik bitiyor yerleşik hayata geçiyoruz, örf, adet ve geleneklerimizi de yavaş yavaş maalesef kaybediyoruz.

Yeni kasaba olan ve köyden gelirken tüm güzellikleriyle birlikte elindeki topraklarında kaybeden Sincan ve köylüleri gibi bugün de Ayaş ve köylüleri ellerindeki toprakları örf, adet, anane ve geleneklerini kaybetmeye başladı. Önce hobi bahçeleri şimdi de tarlalara, ovalara, dağlara, taşlara imar getirilmeye çalışılıyor, ne için? Ayaş kalkınacakmış eğer binayla, konutla ilçe kalkınsaydı Sincan kalkınır, Sincan’da işsiz kalmazdı. Sincan’ın henüz eli yüzü düzgün bir hastanesi bile yok ama devasa mahpushanesi var. Ey Ayaşlı hemşerim uyuma toprağına, taşına, bağına, bahçene, tarlana, örfüne, ananene, geleneğine sahip çık. Bir sor bugün köylere imar götürmeye kalkanlar, buranın alt yapısını nasıl yapacaklarmış? İçme suyunu nasıl getireceklermiş? Elektriği nasıl getireceklermiş? Hangi parayla hangi bütçeyle getireceklermiş? İşin farkına vardığında artık çok geç olacak. Allah aşkına bir düşünün, Ortabereket-Uluyol-Yağmurdede’de 800 dönüm araziye imar ne demek? İlhan köyünde 450 dönüm araziye imar ne demek? Madem samimiler madem sadece para kazanmak istiyorlar buraları gerçek sahibi olan köylülere vadeli ve uygun fiyatta ver. TOKİ’nin Milli Emlak’tan alıp da yok pahasına sattığı yerler de bu yazdıklarımın dışında. Unutmayın TOKİ Gökçebağın merası (otlakıyesi) olan 500 dönüm yeri yok pahasına 5 yıl vadeli sattı alanlar da hemen kooperatif kurup burayı yapılaşmaya açıyorlar, nerede hayvancılık? Nerede tarım? Nerede samimiyet? Allah’tan köy muhtarı hakkını aramasını biliyor da olayı mahkemeye taşıdı. Ben Bir Ayaşlı olarak üzerime düşen görevi sonuna kadar yapacağım yapmaya çalışacağım.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yeniufukgazetesi.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.