Misafir Kalem
Köşe Yazarı
Misafir Kalem
 

Savunma Sanayi Alanında Türkiye’nin Gösterdiği Gelişim

ggg MİSAFİR KALEM TÜRKER İPEK  Enerji Birsen Genel Başkan Yrd.    Savunma; bir ülkenin egemenliğinin ve özgürlüğünün sigortasıdır. Jeopolitik olarak hiçbir risk barındırmasa ya da coğrafi anlamda çok zor tehdit edilebilir bir ülke olsa da tüm ülkelerin savunmalarına milyarlarca dolar harcamasının sebebi işte budur. Ülkemiz ise savunma için harcadığı paraların tedbir ya da lüks olarak değerlendirilmesi mümkün olamayacak ülkelerdendir. Gerek binlerce yıllık Türk Devlet hafızası gerekse son dönem Cumhuriyet tarihi göstermiştir ki ülkemiz, savunma sanayinin başkalarıyla kıyaslanamayacak kadar önem arz ettiği bir coğrafyadadır. Avrupa Asya bağlantısının üzerinde, Avrupa-Ortadoğu eksenlerinin ortasındadır. Gerek kültürel yapısı gerekse de bu bölgeler ile kopamayacak kadar sağlam bağları nedeniyle Türkiye; bir Avrupa ülkesi, bir Asya ülkesi ve hem de bir Ortadoğu ülkesidir.  İnsanlık tarihindeki savaşların nerdeyse tamamına yakınının bahsi geçen bu coğrafyalarda yaşandığı göz önüne alındığında savunmanın ne anlam ifade ettiği daha iyi anlaşılabilir. Bu kısa geçmişten sonra detaylı bir savunma sanayi tarihi anlatmadan hızlıca son dönem savunma sanayinden bahsetmek istiyorum. Özellikle son 20 yılda savunma sanayi büyük bir değişim geçirmiş, işin özü aynı kalmakla beraber yöntem ve usullerde hakiki bir farklılaşma gözlenmiştir. Öyle ki artık savunma denildiği zaman klasik anlamda savunma anlayışının yerini elektronik savunma almıştır. Bugün savunma sanayi ya da ülke savunması denildiğinde anlaşılan şey sungu göstermek, bol mermi ya da uzun menzilli top arabaları değildir. Artık uçaktan atılacak bombaya gereken koordinatlar için bir izci askere, bu uçağı kullanmak için binlerce saatlik eğitime ya da uçağın kalkması için belirlenmiş alanlardaki pistlere ihtiyaç duyulmamaktadır. Elektronik savunma unsurları bu sektörde gerçek bir paradigma değişikliğine yol açmıştır. Elektroniğin askeri anlamda ilk kullanımı olarak, 1905 yılındaki Rus-Japon Savaşında telsiz sinyallerinin karıştırılması kabul edilmektedir. Yine Çanakkale Savaşında havadaki düşman uçaklarının yönlendirmesi ile kıyılarımızı bombalayan Queen Elizabeth gemisi, kıyıya yakın mesafede konuşlanan Yıldız Telgraf İstasyonu’nun uçağın frekanslarına girerek bozması sonucu rehbersiz kalmış ve bombardıman başarısız olmuştur. Günümüzde ise bu tür olaylar basit elektronik bilgisi ile dahi kolayca yapılabilen ataklar olmuştur. Konu artık çok daha başka mecralara taşınmıştır. Günümüzde elektronik harp kavramı sıklıkla kullanılmakta ve bu kavram uç farklı şekilde kategorize edilmektedir. Bunlar: - Elektronik taarruz, - Elektronik koruma, - Elektronik destektir. Konu savunma sanayi olduğu için bunlardan sadece elektronik koruma/savunma irdelenmiştir.  Türk savunma sanayisi özellikle Osmanlı’nın son dönemlerinden itibaren Avrupa ülkelerine kıyasla geride kalmaya başlamış ve teknolojik anlamda bir ivme yakalayamamıştır. Bu durum özellikle 1. Dünya Savaşı sırasında belirgin olarak ortaya çıkmış ve teknik anlamda bir savunma sanayinden söz etmek güçleşmiştir. Cumhuriyet dönemi ile birlikte ise tüm alanlarda olduğu gibi savunma alanında da planlı bir girişim hazırlanmıştır. Bunlara örnek olarak; - 1921 yılında kurulan Askeri Fabrikalar Genel Müdürlüğü, - 1924 yılında kurulan hafif silah ve top tamir atölyeleri, - 1924 yılında yine Gölcük Tersanesi, - 1925’te ilk özel sektör savunma sanayi işletesi olan Şakir Zum re savunma sanayi fabrikası, - 1926’da kurulan Tayyare ve Motor Türk A.Ş. ( TamTAŞ), - 1930’larda Nuri KİLLİGİL tesisleri, - 1940’da Nuri DEMİRAĞ tarafından uretim gerçekleştirilen uçak fabrikası, - 1941’de THK tarafından kurulan uçak fabrikası, - 1945’te Ankara’da faaliyete başlayan uçak motoru fabrikası verilebilir. Ancak özellikle Turkiye’nin NATO’ya uye olması ile beraber 1950’li yıllardan itibaren savunma sanayinde kazanılan ivme yavaşlamış bir muddet sonra da bu alana verilen ehemmiyet azalmaya başlamıştır. Özellikle NATO üyeliğinden sonra muttefik devletlerin ihtiyaç fazlası savunma sanayi ürünlerini Türkiye’ye hibe etmeleri ile başlayan tembellik bir müddet sonra bu alana olan ilginin iyice azalması şeklinde devam etmiştir.  Başka ülkelerden alınan mühimmat ve teçhizatların milli menfaatler doğrultusunda kullanılmasının Kıbrıs Barış Harekâtı sırasında engellenmesi savunma sanayinin önemini Türkiye’ye bir kez daha hatırlamıştır. Bunun sonucu olarak ASELSAN, HAVELSAN ve ASPİLSAN gibi önemli elektronik savunma sanayi işletmeleri kurulmuştur. 1984 yılında kurulan TUSAŞ’ta bu gelişmelere bir diğer örnektir. 1985 yılında kurulan Savunma Sanayii Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı (SAGEB) 1989 yılında Savunma Sanayi Musteşarlığı olarak yeniden yapılandırılmış ve halen savunma sanayinin ulkemizdeki en önemli kurumu durumundadır. Bu gelişmelere bağlı olarak 1985- 2006yılları arasında ulkemizde onlarca savunma sanayi işletmesi kurulmuştur. Savunma Sanayi Musteşarlığı’nın 2012-2016 Stratejik Planı doğrultusunda önemli gelişmeler yaşanmış; - MİLGEM korveti, - Altay tankı, - Bayraktar ve Anka İHA’ları, - Gökturk-1 gözetleme uydusu, - Atak taarruz helikopteri, - Hurkuş eğitim uçağı, - Milli piyade tufeği, - Hava savunma ve fuze sistemleri gibi birçok stratejik imalat gerçekleştirilmiştir Savunma alanındaki Turkiye’nin yuzakı kurumların başında ise Makina ve Kimya Endustrisi (MKE) Kurumu gelmektedir. Neredeyse 500 yıllık bir geçmişe sahip olan kurum bugun2 işletme ve 10 fabrika mudurluğu ile beraber TSK’nın gelenekselsilah ihtiyacının tamamını karşılamaktadır. MKE kurumuna ait önemli fabrikalar; - Ağır silah fabrikası, - Barut fabrikası, roket ve patlayıcı fabrikası, - Barut fabrikası, - Silah fabrikası, - Çelik fabrikası, - Fişek fabrikası, - Kapsulfabrikası, - Makine ve maske fabrikası, - Muimmat fabrikası, - Pirinç fabrikasıdır. Tum fabrikalarında NATO standartlarında uretim yapan MKE hâlihazırda ulkemizde kurulu bulunan birçok savunma sanayi işletmesinin de baniliğini yapmıştır. Gerek yetişmiş insan gucugerekse teknoloji alt yapısı ile kendisinden sonra kurulmuş olan bugunku savunma sanayi işletmelerinin kurulmasında ve gelişmesinde önemli katkıları olmuştur. 10 farklı ağır silah, 9 farklı roket, 100’den fazla muimmat ve 4 farklı hafifsilah uretimi ile Makine ve Kimya Endustrisi Kurumu ulkemiz savunma sanayinin bel kemiğidir. Bugun Turk Silahlı Kuvvetleri’nin konvansiyonel bir harpte ihtiyaç duyacağı her turluekipman MKE tarafından rahatlıkla tedarik edilebilmektedir. Bu durum ulkemizin savunma alanındaki bağımsızlığı için oldukça stratejik bir öneme sahiptir. Savunmanın en önemli unsuru bugunku konjonkturde hava unsurları olmuştur. Hava unsurları ile hem kara hem hava hem de denizden gelen tehlikelere karşı etkin mucadele mumkundur. Gunumuzde; keşif, taarruz ya da savunma amaçlı olarak en etkin ve en az maliyetle kullanılabilenler hava unsurlarıdır. Son dönem teknolojisi olan İHA/SİHA’lar ile beraber çok amaçlı dronelar askeri anlamda adeta ulkelerin ustunluksırasını değiştirmiştir. Turkiye bu teknolojiyi daha önce yaptığı teknoloji ıskalarının tersine zamanında yakalayabilmiş ve hâlihazırda bu teknolojide dunyanın en ileri birkaç ulkesinden biridir. Tamamı yerli yazılımlar ile idare edilen Bayraktar ve Anka İHA’lar her geçen gundaha ileri teknoloji ile donatılmakta ve ulkemizin hem savunmasını tahkim etmekte hem de bir caydırıcılık unsuru olmaktadır. Burada özellikle Baykar Makine Turkiye’nin son yıllarda elde ettiği ilerlemede buyukpay sahibidir. 1984 yılında kurulan otomotiv yan sanayi urunleri ureten işletme bugun insansız hava araçları teknolojisinde dunyanın önde gelen işletmelerindendir. 4 farklı İHA uretebilen işletmenin son urunuolan Bayraktar Akıncı 40.000 feet irtifaya sahip ve 24 saat havada kalma kabiliyetine sahiptir. Bu anlamda dunyadaki muadillerinden oldukça gelişmiş durumdadır. Yine Bayraktar TB2 27.000 feet maksimum irtifa değeri ve 27 saat havada kalma suresi ile havada kalma rekoru kırmıştır. 10 yıl öncesine kadar İsrailli Heron ve ABD menşeili Predator İHA’larının bakım ve onarımı için dahi gunlerce beklenmekte ve bu hava unsurlarının elde edilen bilgileri başka hangi kaynaklarla paylaştığı bilinmemekteydi. Milli olmayan elektronik alt yapıları nedeniyle istenilen hedefe istenilen anda yönlendirilemeyen ve yapıldıkları ulkenin İHA pilotları tarafından idare edilen bu uçaklar Turkiye’nin sahip olduğu İHA teknolojisinin artık gerisindedir. Turk Silahlı Kuvvetleri’nin envanterinde bulunan yaklaşık 150 SİHA ifade ettikleri guçaçısından ortadoğudaki konvansiyonel orduların kara birliklerinin neredeyse tamamından daha anlamlıdır. Son zamanlarda Libya ve Suriye’de kullanılan TukSİHA’ları yapılan tum hesapları alt ust etmiştir. Rusya’nın bu ulkelere konuşlandırdığı S300’ler ve hava savunma sistemleri Turk SİHA’ları karşısında savunmasız kalmıştır. Böylece o ulkelerde Rusya’nın cesaretlendirmesi ile ulkemize karşı diş bileyen tum yerel ve yabancı unsurlar arkasına sığındıkları bu cesaretin yersiz olduğunu görmuş, masaya oturmaktan imtina edenler bu vesileyle masaya oturup konuşmaktan bahseder olmuştur. Kıbrıs Barış Harekâtısırasında ve sonrasında yaşanan ambargolar ve kısıtlamalar göstermiştir ki harp unsurlarının yerli olması ve tum inisiyatifin ulkemizde olması hayati derecede önemlidir.  Baykar Makine ve geliştirdiği teknoloji bu anlamda ulkemizin yarınlarında ortaya çıkacak birçok girişimin de öncusuve yureklendiricisi olacaktır. Kurumun gençlere ve savunma sanayi ilgililerine dönukeğitim ve yetiştirme faaliyetleri bugunönemli tohumların atılmasına vesile olmaktadır. Bu anlamda Baykar Makine de ilerleyen yıllarsa bir Makine ve Kimya Endustrisi Kurumu etkisi oluşturabilir. Dikkat edilirse son dönemde karakol baskınları, sızma girişimi vb. olaylar artık haber bultenlerinde yer almamaktadır.  Bu tip gelişmeler ile kaybedilen insan gucuneredeyse minimuma inmiştir. Bu durumdaki baş aktörler muhakkak yerli imkânlar ile geliştirilen hava unsurlarıdır. Ayrıca sağlanan onca katkının yanında önemli bir moral motivasyon kaybının da önune geçilmiştir. Bu durum özellikle de duşman unsurların kendi aralarında yapılan ve tespit edilen telsiz konuşmalarına da sıklıkla yansımaktadır. Ülkemiz artık bir tehdit gerçekleştikten sonra refleks gösteren ulke konumundan çıkarak daha proaktif birsavunma yöntemi izleyebilmektedir. Potansiyel tehditler daha ilk hamlelerinde algılanıp gerekli karşılık çok etkin olarak verilmektedir. Ekonomik başarı yakalayan birçok ulke örneği göstermiştir ki topyekûn bir gelişme, kamu desteği ile çok daha kısa surede mum kundur. Ayrıca bu destek savruk ve plansız bir destekten ziyade belirlenmiş alanlarda verilen planlı ve koordineli bir destek olmalıdır. Guney Kore, Tayland, Hong Kong ve Finlandiya gibi ulkeler bunun son yuzyıldaki en iyi örnekleridir. Bu ulkeler ekonomik kalkınmanın anahtarı olarak sanayi sektörunun görmuş ve gerek insan gucunugerekse kamu kaynaklarını hep bu hedefe kanalize etmiştir. BugunTurkiye’nin peşinde koşacağı en stratejik hedefi savunma sanayinde dunya lideri bir ulke olmaktır. Özellikle bu trenin zamanında yakalanmış olması çok buyuk bir fırsattır. Ülkemizin daha nice başarılarına şahit olmak dileğiyle..
Ekleme Tarihi: 15 Ekim 2020 - Perşembe

Savunma Sanayi Alanında Türkiye’nin Gösterdiği Gelişim

MİSAFİR KALEM

TÜRKER İPEK 
Enerji Birsen Genel Başkan Yrd. 

 

Savunma; bir ülkenin egemenliğinin ve özgürlüğünün sigortasıdır. Jeopolitik olarak hiçbir risk barındırmasa ya da coğrafi anlamda çok zor tehdit edilebilir bir ülke olsa da tüm ülkelerin savunmalarına milyarlarca dolar harcamasının sebebi işte budur. Ülkemiz ise savunma için harcadığı paraların tedbir ya da lüks olarak değerlendirilmesi mümkün olamayacak ülkelerdendir.

Gerek binlerce yıllık Türk Devlet hafızası gerekse son dönem Cumhuriyet tarihi göstermiştir ki ülkemiz, savunma sanayinin başkalarıyla kıyaslanamayacak kadar önem arz ettiği bir coğrafyadadır. Avrupa Asya bağlantısının üzerinde, Avrupa-Ortadoğu eksenlerinin ortasındadır. Gerek kültürel yapısı gerekse de bu bölgeler ile kopamayacak kadar sağlam bağları nedeniyle Türkiye; bir Avrupa ülkesi, bir Asya ülkesi ve hem de bir Ortadoğu ülkesidir.

 İnsanlık tarihindeki savaşların nerdeyse tamamına yakınının bahsi geçen bu coğrafyalarda yaşandığı göz önüne alındığında savunmanın ne anlam ifade ettiği daha iyi anlaşılabilir. Bu kısa geçmişten sonra detaylı bir savunma sanayi tarihi anlatmadan hızlıca son dönem savunma sanayinden bahsetmek istiyorum. Özellikle son 20 yılda savunma sanayi büyük bir değişim geçirmiş, işin özü aynı kalmakla beraber yöntem ve usullerde hakiki bir farklılaşma gözlenmiştir.

Öyle ki artık savunma denildiği zaman klasik anlamda savunma anlayışının yerini elektronik savunma almıştır. Bugün savunma sanayi ya da ülke savunması denildiğinde anlaşılan şey sungu göstermek, bol mermi ya da uzun menzilli top arabaları değildir. Artık uçaktan atılacak bombaya gereken koordinatlar için bir izci askere, bu uçağı kullanmak için binlerce saatlik eğitime ya da uçağın kalkması için belirlenmiş alanlardaki pistlere ihtiyaç duyulmamaktadır. Elektronik savunma unsurları bu sektörde gerçek bir paradigma değişikliğine yol açmıştır.

Elektroniğin askeri anlamda ilk kullanımı olarak, 1905 yılındaki Rus-Japon Savaşında telsiz sinyallerinin karıştırılması kabul edilmektedir. Yine Çanakkale Savaşında havadaki düşman uçaklarının yönlendirmesi ile kıyılarımızı bombalayan Queen Elizabeth gemisi, kıyıya yakın mesafede konuşlanan Yıldız Telgraf İstasyonu’nun uçağın frekanslarına girerek bozması sonucu rehbersiz kalmış ve bombardıman başarısız olmuştur. Günümüzde ise bu tür olaylar basit elektronik bilgisi ile dahi kolayca yapılabilen ataklar olmuştur. Konu artık çok daha başka mecralara taşınmıştır. Günümüzde elektronik harp kavramı sıklıkla kullanılmakta ve bu kavram uç farklı şekilde kategorize edilmektedir. Bunlar: - Elektronik taarruz, - Elektronik koruma, - Elektronik destektir. Konu savunma sanayi olduğu için bunlardan sadece elektronik koruma/savunma irdelenmiştir.

 Türk savunma sanayisi özellikle Osmanlı’nın son dönemlerinden itibaren Avrupa ülkelerine kıyasla geride kalmaya başlamış ve teknolojik anlamda bir ivme yakalayamamıştır. Bu durum özellikle 1. Dünya Savaşı sırasında belirgin olarak ortaya çıkmış ve teknik anlamda bir savunma sanayinden söz etmek güçleşmiştir. Cumhuriyet dönemi ile birlikte ise tüm alanlarda olduğu gibi savunma alanında da planlı bir girişim hazırlanmıştır.

Bunlara örnek olarak; - 1921 yılında kurulan Askeri Fabrikalar Genel Müdürlüğü, - 1924 yılında kurulan hafif silah ve top tamir atölyeleri, - 1924 yılında yine Gölcük Tersanesi, - 1925’te ilk özel sektör savunma sanayi işletesi olan Şakir Zum re savunma sanayi fabrikası, - 1926’da kurulan Tayyare ve Motor Türk A.Ş. ( TamTAŞ), - 1930’larda Nuri KİLLİGİL tesisleri, - 1940’da Nuri DEMİRAĞ tarafından uretim gerçekleştirilen uçak fabrikası, - 1941’de THK tarafından kurulan uçak fabrikası, - 1945’te Ankara’da faaliyete başlayan uçak motoru fabrikası verilebilir.

Ancak özellikle Turkiye’nin NATO’ya uye olması ile beraber 1950’li yıllardan itibaren savunma sanayinde kazanılan ivme yavaşlamış bir muddet sonra da bu alana verilen ehemmiyet azalmaya başlamıştır. Özellikle NATO üyeliğinden sonra muttefik devletlerin ihtiyaç fazlası savunma sanayi ürünlerini Türkiye’ye hibe etmeleri ile başlayan tembellik bir müddet sonra bu alana olan ilginin iyice azalması şeklinde devam etmiştir.

 Başka ülkelerden alınan mühimmat ve teçhizatların milli menfaatler doğrultusunda kullanılmasının Kıbrıs Barış Harekâtı sırasında engellenmesi savunma sanayinin önemini Türkiye’ye bir kez daha hatırlamıştır. Bunun sonucu olarak ASELSAN, HAVELSAN ve ASPİLSAN gibi önemli elektronik savunma sanayi işletmeleri kurulmuştur. 1984 yılında kurulan TUSAŞ’ta bu gelişmelere bir diğer örnektir. 1985 yılında kurulan Savunma Sanayii Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı (SAGEB) 1989 yılında Savunma Sanayi Musteşarlığı olarak yeniden yapılandırılmış ve halen savunma sanayinin ulkemizdeki en önemli kurumu durumundadır. Bu gelişmelere bağlı olarak 1985- 2006yılları arasında ulkemizde onlarca savunma sanayi işletmesi kurulmuştur.

Savunma Sanayi Musteşarlığı’nın 2012-2016 Stratejik Planı doğrultusunda önemli gelişmeler yaşanmış; - MİLGEM korveti, - Altay tankı, - Bayraktar ve Anka İHA’ları, - Gökturk-1 gözetleme uydusu, - Atak taarruz helikopteri, - Hurkuş eğitim uçağı, - Milli piyade tufeği, - Hava savunma ve fuze sistemleri gibi birçok stratejik imalat gerçekleştirilmiştir Savunma alanındaki Turkiye’nin yuzakı kurumların başında ise Makina ve Kimya Endustrisi (MKE) Kurumu gelmektedir. Neredeyse 500 yıllık bir geçmişe sahip olan kurum bugun2 işletme ve 10 fabrika mudurluğu ile beraber TSK’nın gelenekselsilah ihtiyacının tamamını karşılamaktadır. MKE kurumuna ait önemli fabrikalar; - Ağır silah fabrikası, - Barut fabrikası, roket ve patlayıcı fabrikası, - Barut fabrikası, - Silah fabrikası, - Çelik fabrikası, - Fişek fabrikası, - Kapsulfabrikası, - Makine ve maske fabrikası, - Muimmat fabrikası, - Pirinç fabrikasıdır. Tum fabrikalarında NATO standartlarında uretim yapan MKE hâlihazırda ulkemizde kurulu bulunan birçok savunma sanayi işletmesinin de baniliğini yapmıştır. Gerek yetişmiş insan gucugerekse teknoloji alt yapısı ile kendisinden sonra kurulmuş olan bugunku savunma sanayi işletmelerinin kurulmasında ve gelişmesinde önemli katkıları olmuştur.

10 farklı ağır silah, 9 farklı roket, 100’den fazla muimmat ve 4 farklı hafifsilah uretimi ile Makine ve Kimya Endustrisi Kurumu ulkemiz savunma sanayinin bel kemiğidir. Bugun Turk Silahlı Kuvvetleri’nin konvansiyonel bir harpte ihtiyaç duyacağı her turluekipman MKE tarafından rahatlıkla tedarik edilebilmektedir. Bu durum ulkemizin savunma alanındaki bağımsızlığı için oldukça stratejik bir öneme sahiptir. Savunmanın en önemli unsuru bugunku konjonkturde hava unsurları olmuştur. Hava unsurları ile hem kara hem hava hem de denizden gelen tehlikelere karşı etkin mucadele mumkundur. Gunumuzde; keşif, taarruz ya da savunma amaçlı olarak en etkin ve en az maliyetle kullanılabilenler hava unsurlarıdır. Son dönem teknolojisi olan İHA/SİHA’lar ile beraber çok amaçlı dronelar askeri anlamda adeta ulkelerin ustunluksırasını değiştirmiştir.

Turkiye bu teknolojiyi daha önce yaptığı teknoloji ıskalarının tersine zamanında yakalayabilmiş ve hâlihazırda bu teknolojide dunyanın en ileri birkaç ulkesinden biridir. Tamamı yerli yazılımlar ile idare edilen Bayraktar ve Anka İHA’lar her geçen gundaha ileri teknoloji ile donatılmakta ve ulkemizin hem savunmasını tahkim etmekte hem de bir caydırıcılık unsuru olmaktadır. Burada özellikle Baykar Makine Turkiye’nin son yıllarda elde ettiği ilerlemede buyukpay sahibidir. 1984 yılında kurulan otomotiv yan sanayi urunleri ureten işletme bugun insansız hava araçları teknolojisinde dunyanın önde gelen işletmelerindendir. 4 farklı İHA uretebilen işletmenin son urunuolan Bayraktar Akıncı 40.000 feet irtifaya sahip ve 24 saat havada kalma kabiliyetine sahiptir. Bu anlamda dunyadaki muadillerinden oldukça gelişmiş durumdadır. Yine Bayraktar TB2 27.000 feet maksimum irtifa değeri ve 27 saat havada kalma suresi ile havada kalma rekoru kırmıştır.

10 yıl öncesine kadar İsrailli Heron ve ABD menşeili Predator İHA’larının bakım ve onarımı için dahi gunlerce beklenmekte ve bu hava unsurlarının elde edilen bilgileri başka hangi kaynaklarla paylaştığı bilinmemekteydi. Milli olmayan elektronik alt yapıları nedeniyle istenilen hedefe istenilen anda yönlendirilemeyen ve yapıldıkları ulkenin İHA pilotları tarafından idare edilen bu uçaklar Turkiye’nin sahip olduğu İHA teknolojisinin artık gerisindedir.

Turk Silahlı Kuvvetleri’nin envanterinde bulunan yaklaşık 150 SİHA ifade ettikleri guçaçısından ortadoğudaki konvansiyonel orduların kara birliklerinin neredeyse tamamından daha anlamlıdır. Son zamanlarda Libya ve Suriye’de kullanılan TukSİHA’ları yapılan tum hesapları alt ust etmiştir. Rusya’nın bu ulkelere konuşlandırdığı S300’ler ve hava savunma sistemleri Turk SİHA’ları karşısında savunmasız kalmıştır. Böylece o ulkelerde Rusya’nın cesaretlendirmesi ile ulkemize karşı diş bileyen tum yerel ve yabancı unsurlar arkasına sığındıkları bu cesaretin yersiz olduğunu görmuş, masaya oturmaktan imtina edenler bu vesileyle masaya oturup konuşmaktan bahseder olmuştur. Kıbrıs Barış Harekâtısırasında ve sonrasında yaşanan ambargolar ve kısıtlamalar göstermiştir ki harp unsurlarının yerli olması ve tum inisiyatifin ulkemizde olması hayati derecede önemlidir.

 Baykar Makine ve geliştirdiği teknoloji bu anlamda ulkemizin yarınlarında ortaya çıkacak birçok girişimin de öncusuve yureklendiricisi olacaktır. Kurumun gençlere ve savunma sanayi ilgililerine dönukeğitim ve yetiştirme faaliyetleri bugunönemli tohumların atılmasına vesile olmaktadır. Bu anlamda Baykar Makine de ilerleyen yıllarsa bir Makine ve Kimya Endustrisi Kurumu etkisi oluşturabilir. Dikkat edilirse son dönemde karakol baskınları, sızma girişimi vb. olaylar artık haber bultenlerinde yer almamaktadır.

 Bu tip gelişmeler ile kaybedilen insan gucuneredeyse minimuma inmiştir. Bu durumdaki baş aktörler muhakkak yerli imkânlar ile geliştirilen hava unsurlarıdır. Ayrıca sağlanan onca katkının yanında önemli bir moral motivasyon kaybının da önune geçilmiştir. Bu durum özellikle de duşman unsurların kendi aralarında yapılan ve tespit edilen telsiz konuşmalarına da sıklıkla yansımaktadır. Ülkemiz artık bir tehdit gerçekleştikten sonra refleks gösteren ulke konumundan çıkarak daha proaktif birsavunma yöntemi izleyebilmektedir. Potansiyel tehditler daha ilk hamlelerinde algılanıp gerekli karşılık çok etkin olarak verilmektedir.

Ekonomik başarı yakalayan birçok ulke örneği göstermiştir ki topyekûn bir gelişme, kamu desteği ile çok daha kısa surede mum kundur. Ayrıca bu destek savruk ve plansız bir destekten ziyade belirlenmiş alanlarda verilen planlı ve koordineli bir destek olmalıdır. Guney Kore, Tayland, Hong Kong ve Finlandiya gibi ulkeler bunun son yuzyıldaki en iyi örnekleridir. Bu ulkeler ekonomik kalkınmanın anahtarı olarak sanayi sektörunun görmuş ve gerek insan gucunugerekse kamu kaynaklarını hep bu hedefe kanalize etmiştir. BugunTurkiye’nin peşinde koşacağı en stratejik hedefi savunma sanayinde dunya lideri bir ulke olmaktır. Özellikle bu trenin zamanında yakalanmış olması çok buyuk bir fırsattır. Ülkemizin daha nice başarılarına şahit olmak dileğiyle..

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yeniufukgazetesi.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.