Metin ÇINAR
Köşe Yazarı
Metin ÇINAR
 

SİYASETE AHLAK LAZIM

ggg Yazıma “Diğer partilerin görüşlerine ve mensuplarına saygılı olmak, ihlali halinde partiyle ilişkisini kesmek” diye başladığımda siyasetteki istenen tabloyu göstermiş olurum. Böyle bir maddeyi hangi parti tüzüğüne alabilir? Bundan başlayarak da Türk Siyasetine “Siyasi Ahlak Yasası” gerekli mi, değil mi? diye soruyorum. Cevap ya hayır, ya da evet. Cevabı nasıl olursa olsun, bana göre sonucu yorumlama açısından vahim. Evet, ihtiyaç var desek, devamındaki soru “şimdiye kadar yapılmış ve yapılmakta olan siyaset ahlak dışı mı? Veya böyle bir yasaya ihtiyaç yok desek, partiler arası rekabetin nasıl seyrettiği, liderlerin birbirlerine olan hitap ve söylemlerinin hangi seviyelerde olduğunu hep birlikte izlemekteyiz. Parti(ci)lilerin de lider söylemlerine göre sahada kendine gardlarını daha sert ve kinlenmiş olarak alabilmektedir. Sosyal medyada siyasi ahlaksızlık diz boyu. Onlardansan iyisin, değilsen toprağınsın. Ya partili olacaksın ya da aykırı paylaşımlarda bulunmayacaksın. Kuralı o taraf belirliyor. O taraf derken, kim karşına çıkmışsa sen ona göre bu tarafsın, onun ötekisisin. Bilinçli bir taban mı var, kesinlikle değil. Ne söylediği belli, ne savunduğu belli, sıkıştı mı basıyor küfrü, atıyor iftirayı olmadı ne Fetöcü’lüğün kalıyor ne, Pkk’cılığın ne de hainliğin. Paylaştığın bilginin tarafı olduğu partinin programında olduğunu veya liderinin sözleri olduğunu söylüyorsun, seni “provokatör” ilan ediveriyor. CEHALET DİZ BOYU  Daha teknik verilerle siyasi ahlakın gerekliliğini sosyal medya üzerinden anlatmaya devam edeyim. Mecliste görüşülen bütçe tasarısında 2021 yılı bütçe açığını 245 milyar olduğunu, Tüik’e göre işsizlik Eylül Ayında 1.1 azalarak %12.7 olduğunu, enflasyonun %14.03 olduğunu yazıyorum,” hükümet karşıtı yazılar yazıyorsun” diyerek hakarette bulunuluyor. Hani atasözümüz der ya,”biliyorsan söyle alim sansınlar, bilmiyorsan sus adam sansınlar”misali. Bu güzel sözün tam yerine oturduğunu gözlemledim. Senin verdiğini alsalar, paylaşılan bilgilerden yararlansalar, daha düzeyli partili daha ideal kararlar alabilen seçmene dönüşüverecekler. Ama ümitsizliğimi de sizlerle paylaşmak isterim. Sanal ortamdır deyip geçmek, sorunu halı altına süpürmektir. Her bir harfin arkasında bir parmak, o parmağı kullanan da bir insan var demektir. Bana yazanlar içinde tanıdıklarım var, görüştüklerimiz de var. İşin vahameti de orası. Seni görmek istediği fotoğrafta göremeyince, seni düşündüğü tarafta bulamayınca, seni öteki tarafta görünce “cıngarı” koparıyor. O kadar ayar yapılmışız ki öteki olup, kul hakkına girdiğimiz bile dile getiriliyor. TROLLENMİŞ TARİHİ ŞAHSİYETLER  Partilerin her zaman bir oya ihtiyaçları vardır. Oy alamayan partiler uzun süre hayatiyetlerini sürdüremezler. Ancak olayın birde diğer tarafı var. Oy almışların, oylarının devamlılığını sağlamak ve yükseltmek amacındadırlar. Marjinal bir düşüncede değilseniz iktidara talipsinizdir. İktidara gitmekte oy fazlalığından geçer. Oy fazlalığı, rakiplerden bir önde demektir. Kendini parti filozofu olarak gören bu konuşma özürlü, adab yoksunlarının karşısına düşecek bir seçmeni ikna edip tarafına geçirebileceğini mi zannediyorsunuz? Bir oy diye bakarsanız, sonuç başka çıkar, gelmeyen oylar olarak baktığınızda durum başkadır. Partisinin seçim beyannamesinden vaadi paylaşıyorum, hain ilan ediyor. Yerel yönetimlerin yetkilerini güçlendirelim diye paylaşıyorum, hain bölücü diyor. Fransa’da oynanan PSG-Başakşehir maçında yaşanan iğrenç olayı, Irkçılığı kınayan mesaj yazıyorum, “durup dururken nereden çıktı, biz milliyetçiyiz, milliyetçiliğimiz ırkçılık değildir” diye cevap veriyor. “Cengaverliğini” her söylemiyle kimselere bırakmayan, Altaylardan başlayıp, Fatih’ten devam edip bu güne getiren genç kardeşimiz, Dünya gündemine düşmüş önemli bir olaydan haberi yok, ilgi alanında değil, kalkmış milliyetçilik dersi veriyor. Muhalefet partileri denetim görevini yerine getirdiğine inanıyor musunuz? Diye paylaşım yapıyorum, sen hangi partilisin, iktidardan da değil, muhalefetten de değil, kimden yanasın? Diye cevaplar geliyor. Bu ülke de (sosyal medyada) bir taraflı mı olmak gerekir. Senin durduğun yerde mi durmak, karşıya saldırmak gerekir.” Taraf olmayan bertaraf olur “ söylemi mi etkili? Troller o kadar metal yorgunluğuna düşmüşler ki, etkilemeyi bırakın etkilenip gözü dönmüşlük yapıyor. Cahillikleri de her taraflarından akıyor. POLİTİKACININ VEFALISI (fıkra) Yaşlı rahip emekli olunca, bölgenin en ünlü politikacılarından biri onun emekliliği şerefine bir veda yemeği düzenlemiştir. Yemek davetine de bölgenin ileri gelenlerini davet etmiştir. Ancak kendi verdiği davet yemeğe geç kalmıştır. Politikacı gelinceye kadar kalabalığı oyalamak için yaşlı rahip kürsüye çıkmış ve anlatmaya başlamıştır. “Kasabaya ilk geldiğimde burası berbat bir yerdi. Bana ilk günah çıkarmaya gelen şahıs, hırsızlık yaptığını, polise yalan söyleyerek hapisten kurtulduğunu, ailesini ve işyerini dolandırdığını, patronunun eşiyle aşk yaşadığını itiraf etmişti. Çalışma ve çabalarım sonucunda burası hayırla anılan bir yer haline dönüştü. Rahip tam konuşmasını bitirdiği sırada yemeği düzenleyen politikacı nefes nefese içeri girip kürsüye fırlamış ve; “Geciktiğim için özür dilerim” demiş ve telaşla konuşmasına devam etmiş. “Sevgili rahibimiz bu şehre geldiği gün onu terminalden alıp kilisemize getiren benim. Aranızda onun yardımı ile ilk günah çıkaran kişi olma onurunu da ben taşıyorum”…
Ekleme Tarihi: 29 Aralık 2020 - Salı

SİYASETE AHLAK LAZIM

Yazıma “Diğer partilerin görüşlerine ve mensuplarına saygılı olmak, ihlali halinde partiyle ilişkisini kesmek” diye başladığımda siyasetteki istenen tabloyu göstermiş olurum. Böyle bir maddeyi hangi parti tüzüğüne alabilir? Bundan başlayarak da Türk Siyasetine “Siyasi Ahlak Yasası” gerekli mi, değil mi? diye soruyorum. Cevap ya hayır, ya da evet. Cevabı nasıl olursa olsun, bana göre sonucu yorumlama açısından vahim. Evet, ihtiyaç var desek, devamındaki soru “şimdiye kadar yapılmış ve yapılmakta olan siyaset ahlak dışı mı? Veya böyle bir yasaya ihtiyaç yok desek, partiler arası rekabetin nasıl seyrettiği, liderlerin birbirlerine olan hitap ve söylemlerinin hangi seviyelerde olduğunu hep birlikte izlemekteyiz. Parti(ci)lilerin de lider söylemlerine göre sahada kendine gardlarını daha sert ve kinlenmiş olarak alabilmektedir. Sosyal medyada siyasi ahlaksızlık diz boyu. Onlardansan iyisin, değilsen toprağınsın. Ya partili olacaksın ya da aykırı paylaşımlarda bulunmayacaksın. Kuralı o taraf belirliyor. O taraf derken, kim karşına çıkmışsa sen ona göre bu tarafsın, onun ötekisisin. Bilinçli bir taban mı var, kesinlikle değil. Ne söylediği belli, ne savunduğu belli, sıkıştı mı basıyor küfrü, atıyor iftirayı olmadı ne Fetöcü’lüğün kalıyor ne, Pkk’cılığın ne de hainliğin. Paylaştığın bilginin tarafı olduğu partinin programında olduğunu veya liderinin sözleri olduğunu söylüyorsun, seni “provokatör” ilan ediveriyor.

CEHALET DİZ BOYU

 Daha teknik verilerle siyasi ahlakın gerekliliğini sosyal medya üzerinden anlatmaya devam edeyim. Mecliste görüşülen bütçe tasarısında 2021 yılı bütçe açığını 245 milyar olduğunu, Tüik’e göre işsizlik Eylül Ayında 1.1 azalarak %12.7 olduğunu, enflasyonun %14.03 olduğunu yazıyorum,” hükümet karşıtı yazılar yazıyorsun” diyerek hakarette bulunuluyor. Hani atasözümüz der ya,”biliyorsan söyle alim sansınlar, bilmiyorsan sus adam sansınlar”misali. Bu güzel sözün tam yerine oturduğunu gözlemledim. Senin verdiğini alsalar, paylaşılan bilgilerden yararlansalar, daha düzeyli partili daha ideal kararlar alabilen seçmene dönüşüverecekler. Ama ümitsizliğimi de sizlerle paylaşmak isterim. Sanal ortamdır deyip geçmek, sorunu halı altına süpürmektir. Her bir harfin arkasında bir parmak, o parmağı kullanan da bir insan var demektir. Bana yazanlar içinde tanıdıklarım var, görüştüklerimiz de var. İşin vahameti de orası. Seni görmek istediği fotoğrafta göremeyince, seni düşündüğü tarafta bulamayınca, seni öteki tarafta görünce “cıngarı” koparıyor. O kadar ayar yapılmışız ki öteki olup, kul hakkına girdiğimiz bile dile getiriliyor.

TROLLENMİŞ TARİHİ ŞAHSİYETLER

 Partilerin her zaman bir oya ihtiyaçları vardır. Oy alamayan partiler uzun süre hayatiyetlerini sürdüremezler. Ancak olayın birde diğer tarafı var. Oy almışların, oylarının devamlılığını sağlamak ve yükseltmek amacındadırlar. Marjinal bir düşüncede değilseniz iktidara talipsinizdir. İktidara gitmekte oy fazlalığından geçer. Oy fazlalığı, rakiplerden bir önde demektir. Kendini parti filozofu olarak gören bu konuşma özürlü, adab yoksunlarının karşısına düşecek bir seçmeni ikna edip tarafına geçirebileceğini mi zannediyorsunuz? Bir oy diye bakarsanız, sonuç başka çıkar, gelmeyen oylar olarak baktığınızda durum başkadır. Partisinin seçim beyannamesinden vaadi paylaşıyorum, hain ilan ediyor. Yerel yönetimlerin yetkilerini güçlendirelim diye paylaşıyorum, hain bölücü diyor. Fransa’da oynanan PSG-Başakşehir maçında yaşanan iğrenç olayı, Irkçılığı kınayan mesaj yazıyorum, “durup dururken nereden çıktı, biz milliyetçiyiz, milliyetçiliğimiz ırkçılık değildir” diye cevap veriyor. “Cengaverliğini” her söylemiyle kimselere bırakmayan, Altaylardan başlayıp, Fatih’ten devam edip bu güne getiren genç kardeşimiz, Dünya gündemine düşmüş önemli bir olaydan haberi yok, ilgi alanında değil, kalkmış milliyetçilik dersi veriyor. Muhalefet partileri denetim görevini yerine getirdiğine inanıyor musunuz? Diye paylaşım yapıyorum, sen hangi partilisin, iktidardan da değil, muhalefetten de değil, kimden yanasın? Diye cevaplar geliyor. Bu ülke de (sosyal medyada) bir taraflı mı olmak gerekir. Senin durduğun yerde mi durmak, karşıya saldırmak gerekir.” Taraf olmayan bertaraf olur “ söylemi mi etkili? Troller o kadar metal yorgunluğuna düşmüşler ki, etkilemeyi bırakın etkilenip gözü dönmüşlük yapıyor. Cahillikleri de her taraflarından akıyor.

POLİTİKACININ VEFALISI (fıkra)
Yaşlı rahip emekli olunca, bölgenin en ünlü politikacılarından biri onun emekliliği şerefine bir veda yemeği düzenlemiştir. Yemek davetine de bölgenin ileri gelenlerini davet etmiştir. Ancak kendi verdiği davet yemeğe geç kalmıştır. Politikacı gelinceye kadar kalabalığı oyalamak için yaşlı rahip kürsüye çıkmış ve anlatmaya başlamıştır. “Kasabaya ilk geldiğimde burası berbat bir yerdi. Bana ilk günah çıkarmaya gelen şahıs, hırsızlık yaptığını, polise yalan söyleyerek hapisten kurtulduğunu, ailesini ve işyerini dolandırdığını, patronunun eşiyle aşk yaşadığını itiraf etmişti. Çalışma ve çabalarım sonucunda burası hayırla anılan bir yer haline dönüştü. Rahip tam konuşmasını bitirdiği sırada yemeği düzenleyen politikacı nefes nefese içeri girip kürsüye fırlamış ve; “Geciktiğim için özür dilerim” demiş ve telaşla konuşmasına devam etmiş. “Sevgili rahibimiz bu şehre geldiği gün onu terminalden alıp kilisemize getiren benim. Aranızda onun yardımı ile ilk günah çıkaran kişi olma onurunu da ben taşıyorum”…

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yeniufukgazetesi.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.