Adnan Korkmaz
Köşe Yazarı
Adnan Korkmaz
 

KORONANIN NEFESİ…

ggg Sevgili okurlarım: Yeni Tip Korona virüs denen illet salgın her geçen gün canımızı yakmaya devam ediyor. 11 Mart 2020’den bu yana bir hayli zaman geçmesine rağmen salgının etkisi bir türlü giderilemedi! 30 Kasım 2020 tarihinde yapılan test sayısı 176.656, vaka sayısı 31.219, ölüm sayısı 188’dir. Bu kaygı verici durumdan kurtulmamız için maske, mesafe ve temizlik gibi tedbirlerin eksiksiz yerine getirilmesi gerekir. Ayrıca karantina ve sokağa çıkma kısıtlamasına da uyulduğu takdirde salgının etkisi kısmen azalabilir. Salgın hastalıklardan kurtuluşun tek yolu koruyucu aşılamadır. Bütün dünyanın dört gözle beklediği korona aşısının üretimi umarım kısa süre içerisinde gerçekleşir. Toplumları paniğe düşüren bu tür salgınların pek çoğunun insanlara hayvanlardan bulaştığı bilinmektedir. Önceki yazılarımızda belirtildiği gibi olası salgınlara karşı (insan- hayvan sağlığı) bütüncül bir anlayışla birlikte ele alınması artık kaçınılmazdır. Cumhuriyetin ilk yıllarında çıkan Sığır Vebası, Ruam ve benzeri bu tür salgın hayvan hastalıkları veteriner hekim ve veteriner sağlık teknisyenin (hayvan sağlığı memuru) özverili çalışmaları sonunda kısa sürede söndürüldüğünün hatırlanması gerekir. Hayvan sağlığında çalışan meslek mensuplarının salgın hastalıklar konusunda bilgi, birikim ve deneyleri oldukça yüksektir. Bu nedenle korona salgının ilk çıktığı günlerde sağlık bakanlığına önerim olmuştu. Bu önerimde sağlık bakanlığında çalıştırılan sağlık personelinde sayıca bir yetersizlik söz konusu olursa ki öyledir, bu boşluğun kısa süreli de olsa tarım bakanlığında çalıştırılan veteriner hekim ve veteriner sağlık teknisyeni-teknikerinden doldurulmasını dile getirmiştim. Çünkü salgınlarda bu tür müşterek çalışmalara ihtiyaç duyulur. COVID-19’da Ülkemizin düştüğü bu vahim tabloyu soyut söylemlerle geçiştirmenin son derece yanlış olduğunu düşünüyorum. Gerek insan sağlığında gerek hayvan sağlığında salgınlarla mücadele uzmanlık işidir. Bu konuda yetiştirilen sağlık personelinden azami derecede yararlanılması gerekir. Aksi takdirde bu konularda uzman olmayan kişiler devreye girerse sıkıntıların yaşanılması kaçınılmadır. Tıpkı ülkemizde olduğu gibi... Önceki sayılarda belirtildiği gibi salgında alınması gerekli tedbirlerin yeterince ve zamanında alınmadığına bir kez daha vurgu yapmamız gerekir. Özelleştirme safsatasıyla hayati öneme sahip kuruluşların yandaşlara yok pahasına nasıl satıldığını hepimiz biliyoruz. Bu yanlış uygulamadan sağlık sektörü de büyük oranda etkilendi. Fırsat buldukça bu hazin durumu kamuoyumuzla paylaşmıştık.   Özelleştirme sonunda devlete ait araştırma enstitüleri kapatıldı. Hastaneler kapatıldı. Son yıllarda korucu hekimliğin yerine tedavi edici hekimlik öne çıkarıldı. Sağlık ocakları kapatıldı! Yerine aile hekimlikleri açıldı! Yıllardır salgın hastalıklara karşı aşılar üreten Refik Saydam Hıfzıssıhha Enstitüsü gibi önemli kuruluşlarımız kapatıldı! Devlet hastaneleri kapatıldı! Yerine özel hastaneler öne çıkarıldı! Bundan sonra sıkıntılarımız arttı!   Gerçekten sağlıkta sorunlar her geçen gün giderek artıyor! Sağlık çalışanları ölüyoruz diye feryat ediyor! Aldığımız maaş yetersiz, maaşımızı arttırın diye feryat ediyorlar! Sağlıkla ilgili eğitim görmüş gençlerimiz atamayı beklerken atamaların bir türlü gerçekleşmemiş olması düşündürücüdür! 3600 ek göstergenin 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu’nda belirtildiği gibi(hayvan sağlığı dâhil) tüm sağlık çalışanlarına verilmesi gerekmektedir Bu uyarılar dikkate alınmazsa Korona salgınında görüldüğü gibi karantina altına alınan hastaları imamlar kontrol ederse iş çığırından çıkmış demektir!   Değişik yazılı ve görsel medyada Korona aşının kısa sürede üretilmesinin mümkün olmadığını bunun için zamana ihtiyacın olacağını Bilim Kurulu Üyelerimiz tarafından sıkça dile getirilmektedir. Ayrıca hastalıklarda kullanılan aşı ve ilaçların pek çok deneylerden (hayvan-insan) geçtikten sonra Dünya Sağlık Örgütü tarafından izin verildiği bilinmektedir.   Küresel ilaç şirketleri, Korona aşısını ürettiklerini ve yakın zamanda piyasaya süreceklerini ve bu hususta yoğun sipariş aldıklarını belirtmektedir. Kazanç uğruna gözü dönmüş ilaç şirketleri bu kadar kısa süre içerisinde aşıları yeterli testlerden geçirebilir mi? Kesin olarak bilmiyoruz. Fakat bu kadar kısa süre içerisinde geçirmesi çok zordur. Deneklerde gelişmemiş ülkelerin insanları yine kobay olarak kullanılacak mı? *** Dünyada geçmişten bu yana salgın hastalıklara karşı üretilen aşıların ne kadar süre içerisinde üretildiğine bir göz atalım. *** *AİDS7HIV aşısı, yaklaşık 30 yıl üzerinde çalışma yapılmasına rağmen bugüne kadar aşısı bulunamadı! * Ebola, 43 yıl sürdü. (1976-2019) * Rota virüs, 26 yıl sürdü. (1980-2006) * Papiloma, 23 yıl sürdü. (1980-2006) * Hepatit A, 24 yıl sürdü. (1967-1991) * Hepatit B, 38 yıl sürdü. (1954-1981) * Su Çiçeği, 34 yıl sürdü. (1954-1988) * Pnömokok, 66 yıl sürdü. (1911-1977) * Ensefalit, 39 yıl sürdü. (1937-1976) * Menenjit, 68 yıl sürdü. (1906-1974) * Kabakulak, 22 yıl sürdü. (1945-1967) * Kızamık, 9 yıl sürdü. (1954-1963) *Çocuk Felci, 20 yıl sürdü. 1935-1955) * Sarıhumma, 27 yıl sürdü. (1912-1939) * Tüberküloz, 21 yıl sürdü. (1900-1921) * Difteri, 40 yıl sürdü. (1883-19239) * Kolera, 30 yıl sürdü. (1854-1884) * Tifo, 58 yıl sürdü. (1838-1896) * Çiçek, 26 yıl sürdürdü. (1770-1796)   Yukarıdaki tabloya baktığımız zaman salgın hastalıkların uzun yıllar sürdükten sonra önüne geçilebildiğini görüyoruz. *** Dünyada COVİD-19 diye adlandırılan Yeni Tip Korona virüs salgınına karşı aşı aradan 10 ay gibi kısa bir zaman içerisinde üretilmiş olması sizce de düşündürücü değil mi? *** Çin aşısı mı, Amerika aşı mı Alman aşısı mı yoksa Rus aşısı mı? Hangisinin daha iyi olduğu konusunda kesin bilgiye sahip değiliz. Henüz Dünya Sağlık Örgütü aşıların kullanılabilir olduğuna dair bir kararı yoktur. Hal böyle iken Sağlık Bakanımızın yan etkisinin en az olan aşının alımı konusunda anlaşmaların yapıldığını, bize uygun olan aşının en kısa süre içerisinde ülkemize getirileceğini duyurdu. Sağlık Bakanımızın bu açıklaması gerçekten sevindirici… Yine kuşkuluyuz! Çalışması sürdürülen aşılar için Dünya Sağlık Örgütünün vereceği karar önemlidir. Aksi takdirde 2009’da ortaya çıkan Domuz Gribi aşısında yaşanan olayları yaşamayalım. Ağzımızın yanmaması için yoğurdu üfleyerek yiyelim…   YAŞANACAK OLASI SORUNLAR: Aşıyı üreten ilaç şirketleri aşının eksi 80 derecede muhafaza edilmesi gerektiğine dikkat çekmişlerdir. Kısa süre içerisinde ülkemize gelecek olan aşıları eksi 80 derecede muhafaza edebilecek miyiz? Bunun için bir ön hazırlığımızın olması gerekir. *** Aşıların İl Sağlık Müdürlüklerinde muhafaza edileceğini var sayalım. İllerden ilçelere nasıl dağıtacağız? Zaman geçirilmeden ilçelerdeki aile hekimlerine aşıyı eksi 80 derecede saklayacağımız soğuk zincir sistemin kurulması gerekir.   Yukarıda söylemiştik. Koruyucu hekimlik rafa kaldırıldı diye… Aşılar eczanelere de verilecekmiş, eczaneler aşıları ücret karşılığında bizlere satacakmış! Vay be diye bir ah çekelim.   Bizler de aşıları ücret karşılığında alabilecekmişiz. Eczaneden aşıyı aldığımızı varsayalım. Burada da muhtemelen büyük sorunlar yaşanacaktır. Çünkü aşıyı tatbik edecek eczanede doktor, hemşire, sağlık teknisyeni yok ki! *** Sağlık Bakanlığının eski uygulamalarında koruyucu hekimlik öne çıkarılmıştı. Her sağlık ocağında doktor, hemşire, ebe, sağlık memuru, şoför ve yardımcı hizmet için personel çalıştırılıyordu. Son yıllarda yapılan yeni düzenlemede aile hekimliği devreye konuldu. Bugün her aile hekimliğinde 1 doktor 1 hemşire çalışmaktadır. Bırakınız arabayı, bazı aile hekimlerinin hemşiresi bile yoktur! Bu sayıdaki bir sağlık personeli ile 83 milyon insana aşının tatbik edilmesinde de çok büyük sorunlar yaşanacaktır. *** Hal böyle giderse, sorunlara kısa sürede çözüm getirilemez ise korona’nın nefesini her an ensemizde hissedeceğiz! Hadi hayırlısı, bekleyelim aşıları…
Ekleme Tarihi: 02 Aralık 2020 - Çarşamba

KORONANIN NEFESİ…

Sevgili okurlarım: Yeni Tip Korona virüs denen illet salgın her geçen gün canımızı yakmaya devam ediyor. 11 Mart 2020’den bu yana bir hayli zaman geçmesine rağmen salgının etkisi bir türlü giderilemedi!

30 Kasım 2020 tarihinde yapılan test sayısı 176.656, vaka sayısı 31.219, ölüm sayısı 188’dir. Bu kaygı verici durumdan kurtulmamız için maske, mesafe ve temizlik gibi tedbirlerin eksiksiz yerine getirilmesi gerekir. Ayrıca karantina ve sokağa çıkma kısıtlamasına da uyulduğu takdirde salgının etkisi kısmen azalabilir. Salgın hastalıklardan kurtuluşun tek yolu koruyucu aşılamadır. Bütün dünyanın dört gözle beklediği korona aşısının üretimi umarım kısa süre içerisinde gerçekleşir.

Toplumları paniğe düşüren bu tür salgınların pek çoğunun insanlara hayvanlardan bulaştığı bilinmektedir. Önceki yazılarımızda belirtildiği gibi olası salgınlara karşı (insan- hayvan sağlığı) bütüncül bir anlayışla birlikte ele alınması artık kaçınılmazdır.

Cumhuriyetin ilk yıllarında çıkan Sığır Vebası, Ruam ve benzeri bu tür salgın hayvan hastalıkları veteriner hekim ve veteriner sağlık teknisyenin (hayvan sağlığı memuru) özverili çalışmaları sonunda kısa sürede söndürüldüğünün hatırlanması gerekir. Hayvan sağlığında çalışan meslek mensuplarının salgın hastalıklar konusunda bilgi, birikim ve deneyleri oldukça yüksektir. Bu nedenle korona salgının ilk çıktığı günlerde sağlık bakanlığına önerim olmuştu. Bu önerimde sağlık bakanlığında çalıştırılan sağlık personelinde sayıca bir yetersizlik söz konusu olursa ki öyledir, bu boşluğun kısa süreli de olsa tarım bakanlığında çalıştırılan veteriner hekim ve veteriner sağlık teknisyeni-teknikerinden doldurulmasını dile getirmiştim. Çünkü salgınlarda bu tür müşterek çalışmalara ihtiyaç duyulur.

COVID-19’da Ülkemizin düştüğü bu vahim tabloyu soyut söylemlerle geçiştirmenin son derece yanlış olduğunu düşünüyorum. Gerek insan sağlığında gerek hayvan sağlığında salgınlarla mücadele uzmanlık işidir. Bu konuda yetiştirilen sağlık personelinden azami derecede yararlanılması gerekir. Aksi takdirde bu konularda uzman olmayan kişiler devreye girerse sıkıntıların yaşanılması kaçınılmadır. Tıpkı ülkemizde olduğu gibi... Önceki sayılarda belirtildiği gibi salgında alınması gerekli tedbirlerin yeterince ve zamanında alınmadığına bir kez daha vurgu yapmamız gerekir.

Özelleştirme safsatasıyla hayati öneme sahip kuruluşların yandaşlara yok pahasına nasıl satıldığını hepimiz biliyoruz. Bu yanlış uygulamadan sağlık sektörü de büyük oranda etkilendi. Fırsat buldukça bu hazin durumu kamuoyumuzla paylaşmıştık.

 

Özelleştirme sonunda devlete ait araştırma enstitüleri kapatıldı. Hastaneler kapatıldı. Son yıllarda korucu hekimliğin yerine tedavi edici hekimlik öne çıkarıldı. Sağlık ocakları kapatıldı! Yerine aile hekimlikleri açıldı! Yıllardır salgın hastalıklara karşı aşılar üreten Refik Saydam Hıfzıssıhha Enstitüsü gibi önemli kuruluşlarımız kapatıldı! Devlet hastaneleri kapatıldı! Yerine özel hastaneler öne çıkarıldı! Bundan sonra sıkıntılarımız arttı!

 

Gerçekten sağlıkta sorunlar her geçen gün giderek artıyor! Sağlık çalışanları ölüyoruz diye feryat ediyor! Aldığımız maaş yetersiz, maaşımızı arttırın diye feryat ediyorlar! Sağlıkla ilgili eğitim görmüş gençlerimiz atamayı beklerken atamaların bir türlü gerçekleşmemiş olması düşündürücüdür! 3600 ek göstergenin 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu’nda belirtildiği gibi(hayvan sağlığı dâhil) tüm sağlık çalışanlarına verilmesi gerekmektedir

Bu uyarılar dikkate alınmazsa Korona salgınında görüldüğü gibi karantina altına alınan hastaları imamlar kontrol ederse iş çığırından çıkmış demektir!

 

Değişik yazılı ve görsel medyada Korona aşının kısa sürede üretilmesinin mümkün olmadığını bunun için zamana ihtiyacın olacağını Bilim Kurulu Üyelerimiz tarafından sıkça dile getirilmektedir. Ayrıca hastalıklarda kullanılan aşı ve ilaçların pek çok deneylerden (hayvan-insan) geçtikten sonra Dünya Sağlık Örgütü tarafından izin verildiği bilinmektedir.

 

Küresel ilaç şirketleri, Korona aşısını ürettiklerini ve yakın zamanda piyasaya süreceklerini ve bu hususta yoğun sipariş aldıklarını belirtmektedir. Kazanç uğruna gözü dönmüş ilaç şirketleri bu kadar kısa süre içerisinde aşıları yeterli testlerden geçirebilir mi? Kesin olarak bilmiyoruz. Fakat bu kadar kısa süre içerisinde geçirmesi çok zordur. Deneklerde gelişmemiş ülkelerin insanları yine kobay olarak kullanılacak mı?

***

Dünyada geçmişten bu yana salgın hastalıklara karşı üretilen aşıların ne kadar süre içerisinde üretildiğine bir göz atalım.

***

*AİDS7HIV aşısı, yaklaşık 30 yıl üzerinde çalışma yapılmasına rağmen bugüne kadar aşısı bulunamadı!

* Ebola, 43 yıl sürdü. (1976-2019)

* Rota virüs, 26 yıl sürdü. (1980-2006)

* Papiloma, 23 yıl sürdü. (1980-2006)

* Hepatit A, 24 yıl sürdü. (1967-1991)

* Hepatit B, 38 yıl sürdü. (1954-1981)

* Su Çiçeği, 34 yıl sürdü. (1954-1988)

* Pnömokok, 66 yıl sürdü. (1911-1977)

* Ensefalit, 39 yıl sürdü. (1937-1976)

* Menenjit, 68 yıl sürdü. (1906-1974)

* Kabakulak, 22 yıl sürdü. (1945-1967)

* Kızamık, 9 yıl sürdü. (1954-1963)

*Çocuk Felci, 20 yıl sürdü. 1935-1955)

* Sarıhumma, 27 yıl sürdü. (1912-1939)

* Tüberküloz, 21 yıl sürdü. (1900-1921)

* Difteri, 40 yıl sürdü. (1883-19239)

* Kolera, 30 yıl sürdü. (1854-1884)

* Tifo, 58 yıl sürdü. (1838-1896)

* Çiçek, 26 yıl sürdürdü. (1770-1796)

 

Yukarıdaki tabloya baktığımız zaman salgın hastalıkların uzun yıllar sürdükten sonra önüne geçilebildiğini görüyoruz.

***

Dünyada COVİD-19 diye adlandırılan Yeni Tip Korona virüs salgınına karşı aşı aradan 10 ay gibi kısa bir zaman içerisinde üretilmiş olması sizce de düşündürücü değil mi?

***

Çin aşısı mı, Amerika aşı mı Alman aşısı mı yoksa Rus aşısı mı? Hangisinin daha iyi olduğu konusunda kesin bilgiye sahip değiliz. Henüz Dünya Sağlık Örgütü aşıların kullanılabilir olduğuna dair bir kararı yoktur. Hal böyle iken Sağlık Bakanımızın yan etkisinin en az olan aşının alımı konusunda anlaşmaların yapıldığını, bize uygun olan aşının en kısa süre içerisinde ülkemize getirileceğini duyurdu. Sağlık Bakanımızın bu açıklaması gerçekten sevindirici… Yine kuşkuluyuz! Çalışması sürdürülen aşılar için Dünya Sağlık Örgütünün vereceği karar önemlidir. Aksi takdirde 2009’da ortaya çıkan Domuz Gribi aşısında yaşanan olayları yaşamayalım. Ağzımızın yanmaması için yoğurdu üfleyerek yiyelim…

 

YAŞANACAK OLASI SORUNLAR:

Aşıyı üreten ilaç şirketleri aşının eksi 80 derecede muhafaza edilmesi gerektiğine dikkat çekmişlerdir. Kısa süre içerisinde ülkemize gelecek olan aşıları eksi 80 derecede muhafaza edebilecek miyiz? Bunun için bir ön hazırlığımızın olması gerekir.

***

Aşıların İl Sağlık Müdürlüklerinde muhafaza edileceğini var sayalım. İllerden ilçelere nasıl dağıtacağız? Zaman geçirilmeden ilçelerdeki aile hekimlerine aşıyı eksi 80 derecede saklayacağımız soğuk zincir sistemin kurulması gerekir.

 

Yukarıda söylemiştik. Koruyucu hekimlik rafa kaldırıldı diye… Aşılar eczanelere de verilecekmiş, eczaneler aşıları ücret karşılığında bizlere satacakmış! Vay be diye bir ah çekelim.

 

Bizler de aşıları ücret karşılığında alabilecekmişiz. Eczaneden aşıyı aldığımızı varsayalım. Burada da muhtemelen büyük sorunlar yaşanacaktır. Çünkü aşıyı tatbik edecek eczanede doktor, hemşire, sağlık teknisyeni yok ki!

***

Sağlık Bakanlığının eski uygulamalarında koruyucu hekimlik öne çıkarılmıştı. Her sağlık ocağında doktor, hemşire, ebe, sağlık memuru, şoför ve yardımcı hizmet için personel çalıştırılıyordu. Son yıllarda yapılan yeni düzenlemede aile hekimliği devreye konuldu. Bugün her aile hekimliğinde 1 doktor 1 hemşire çalışmaktadır. Bırakınız arabayı, bazı aile hekimlerinin hemşiresi bile yoktur! Bu sayıdaki bir sağlık personeli ile 83 milyon insana aşının tatbik edilmesinde de çok büyük sorunlar yaşanacaktır.

***

Hal böyle giderse, sorunlara kısa sürede çözüm getirilemez ise korona’nın nefesini her an ensemizde hissedeceğiz! Hadi hayırlısı, bekleyelim aşıları…

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yeniufukgazetesi.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.