KESKİN: ŞİMDİ HEP BİRLİKTE TEK YÜREK PARTİMİZİN ZAFERİ İÇİN ÇALIŞMA ZAMANI
Cumhuriyet Halk Partisi'nin (CHP) Ankara İl Başkanlığına Adnan Keskin yeniden seçildi.
429 defa okunmuş - 18 Ocak 2018 - Perşembe 13:58

CHP Ankara İl Başkanlığının 11. Olağan Kongresi Nazım Hikmet Kültür Merkezi'nde gerçekleştirildi.

Divan Başkanlığını eski Ankara Milletvekili Hakkı Süha Okay'ın yaptığı kongrede, Keskin'in yanı sıra eski gençlik kolları genel başkanlarından Yalçınkaya da aday oldu. Yapılan oylama sonucunda Keskin 331, Yalçınkaya da 256 oy aldı.

Bununla üçüncü defa aynı göreve devam edecek olan Keskin, "Şimdi artık hep birlikte tek yürek halinde partimizin zaferi için çalışma zamanı." dedi.

İl Başkanlığını 75 oyla kaybeden diğer aday Ayhan Yalçınkaya, "Benim kendimi emanet edebileceğim bir belediye başkanı ve partide bir abim yok." diye konuştu.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve çok sayıda partili milletvekilinin de katıldığı kongrede Divan Başkanlığını Parti Meclis Üyesi ve eski Ankara Milletvekili Hakkı Süha Okay yaptı.

Saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın okunmasından sonra kürsüye gelen Genel Başkan Kılıçdaroğlu, iktidara geldiklerinde hakkı, hukuku ve adaleti sağlayacaklarını belirterek, "Ama bu bireysel çabalarla değil, toplumsal çabalarla gerçekleşmesi gereken bir hedef. O nedenle tek tek hepimizin sorumluluğu var. Her birimizin çocuklarımıza karşı, ülkemize karşı, bayrağımıza karşı sorumluluğumuz var. Bu bu sorumluluk süreci içinde hepimiz ama hepimiz yaşımız ne olursa olsun, yaşadığımız yer neresi olursa olsun hep birlikte ortak bir mücadeleyi gerçekleştirmek zorundayız. Bu bizim tarihi sorumluluğumuzdur. Ülkemize karşı, vatanımıza karşı tarihi sorumluluğumuzdur." dedi.

Salonda bulunan partililerin kendisini iyi dinlemelerini isteyen Kılıçdaroğlu, özetle şunları söyledi:

"Gün ayrışma günü değildir, gün parti içinde yarışma günü değildir. Gün Türkiye Cumhuriyetinin sorunlarını çözme günüdür. Gün bugündür. Bireysel çıkarlarla yola çıkanlar asla ve asla bu partiye layık değildirler. Biz toplumsal çıkarlarla yola çıkan insanlarız. Bizim hedefimiz demokrasidir, bizim gibi düşünmeyenlerin de özgürce konuşabilecekleri bir Türkiye’yi inşa etmektir. Demokrasi kan kaybediyor. Sokakta vatandaş rahat düşüncelerini ifade edemiyor. Yargı tümüyle bir kişiye teslim olmuş gibi bir görüntü veriyor. Medya üzerinde yoğun baskılar var. Geldiğimiz süreç iç açıcı bir süreç değil. O nedenle hepimizin sorumlulukları var. O nedenle hepimiz bütün bu gerçeklerden yola çıkarak demokrasiyi yeniden inşa etmek zorundayız. Dikkatinizi çekerim, düzelteceğiz demiyorum yeniden inşa etmek zorundayız. Yeniden inşa etmenin sorumluluğunu, bilincini taşıyacağız ve bu çerçevede hareket edeceğiz. Kadın - erkek değil hep birlikte. Yaşlı - genç değil hep birlikte. Doğu - batı, güney - kuzey değil hep birlikte mücadele edeceğiz. 80 milyon hep birlikte. Ve buradan 80 milyon vatandaşıma sesleniyorum, hangi partiden olursa olsun, hangi görüşten olursa olsun, hangi inançtan olursa olsun bütün vatandaşlarıma sesleniyorum, sizler demokrasi konusunda bizim gibi

düşünüyorsanız, herkes düşüncesini özgürce ifade edebilsin diye düşünüyorsanız, her gazeteci düşündüğünü özgürce yazabilsin diyorsanız, hapishaneler düşüncelerini açıkladı diye tıklım tıklım dolduruldu bundan rahatsızız diyorsanız bizimle beraber hareket edeceksiniz. Aynı ülküde, aynı yolda demokrasi yolunda birlikte mücadele etmek zorundayız. Eğer bu mücadeleyi beraber yaparsak, beraber gerçekleştirirsek Kuvvayi Milliyecilerin ruhunu yeniden ayağa kaldırmış olacağız."

Kılıçdaroğlu'nun konuşmasının ardından İl Başkan Yardımcımız Rıfkı Güvener tarafından İl Başkanlığının 2017 Yılı Faaliyet Raporu okundu. Faaliyet raporu üzerine bir kısım zdelmge ve milletvekillerinin değerlendirme konuşmalarından sonra Divan Başkanı Okay, adaylara söz verdi.

KESKİN: BÜYÜKŞEHİR'İN MAZBATASINI GENEL BAŞKANIMA VERECEĞİM

Kongrede önce Adnan Keskin konuştu. Konuşmasına, "Bütün dünyaya karşı göstere göstere yürüyen, hak, hukuk ve adalet diye bütün dünyanın değerlerini tersine çeviren Kemal Kılıçdaroğlu'na teşekkür etmek istiyorum." sözleriyle başlayan Keskin, şöyle devam etti:

"Bugün burada emperyalizme karşı bağımsızlık savaşı ile kurulan laik Türkiye Cumhuriyeti'nin yılmaz savunucularının genel kurulunu yapıyoruz. Bugün burada komşusu aç iken bir lokma ekmeği bölüşenlerin kongresini yapıyoruz. Bugün burada yobazlar tarafından Sivas'ta yıkılarak öldürülen aydınlarımızın hesabını soran arkadaşlarımızın kongresini yapıyoruz. Bugün burada hiçbir suçları olmadığı halde sırf bu düzen değişmesini ve tam bağımsız bir Türkiye istedikleri için idam edilen Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan yoldaşlarımızın kongresini yapıyoruz. Bugün burada yolumuzu aydınlatmak için karanlıklarla mücadele ederken alçakça katledilen Uğur Mumcu, Ahmet Taner Kışlalı ve Bahriye Üçok gibi aydınlarımızın ışığında yürüyenlerin kongresini yapıyoruz. Bugün burada genel başkanımızın önderliğinde hak, hukuk ve adalet sloganı eşliğinde bedenlerini ortaya koyan demokrasi için, insan hakları için, yargı bağımsızlığı için, itibarlı bir Türkiye için yürüyenlerin kongresini yapıyoruz. Bugün burada Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğu CHP'nin Ankara İl Kongresini yapıyoruz."

Keskin, konuşmasında bu kongre sebebiyle Nazım Hikmet Kongre Merkezi'ni tahsis eden Yenimahalle Belediye Başkanı Fethi Yaşar ve kongreyle ilgili diğer bazı ihtiyaçlarının karşılanmasında yardımcı olan Çankaya Belediye Başkanı Alper Taşdelen'e de teşekkürü ihmal etmedi.

Hazırlamış olduğu konuşma metinlerindeki konulara Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu değindiği için girmek istemediğini ifade eden Keskin, şunları kaydetti:

"Ben Sayın Genel Başkanım Kemal Kılıçdaroğlu konuştuktan sonra bu metinleri okumak istemiyorum. Çünkü genel başkanımız konuştu. Hak, hukuk ve adalet sloganı ile söylenmesi gereken her şeyi söyledi, nelerin yapılması gerektiğini sizlere ayrıntılı olarak anlattı. Ben de örgütümle ilgili bir kaç şey anlatmak istiyorum. Ankara il örgütünde yeni göreve geldiğimde Haziran seçimleri önüme konuldu. Ön seçimimizi yaptık ve Haziran seçimlerine geldiğimizde daha önce mevcut genel seçimlerde aldığımız oyların üzerinde 110 bin oy daha koyarak 935 bin Ankara'da oy çıkardık. Maalesef Türkiye'nin üzerinde oyunlar oynayan ve bilinçli olarak Türkiye'yi ayrımcılığa götürmek isteyen şer odakları, 10 Ekim'de Gar patlamasını tezgâhlayarak 104 arkadaşımızı katletti. Ondan sonra da 'Eğer biz iktidar olmazsak ülke kaosa gider, büyük sorunlar yaşarız.' bahanesiyle Türkiye'yi tekrar seçime götürdüler. Ancak yine biz örgütümüzle birlikte Kasım seçimlerinde partimizin oylarını 0.25 gibi bir puan artırdık. Ankara'da oylarımızı yaklaşık % 10 oranında artırarak 1 milyon 728'e çıkardık. Ardından

referandum süreci geldi. Ortaçağ'ın karanlık dönemlerinde kalmış olan tek adam rejimi Türkiye Cumhuriyeti'nde hepimizin önüne konularak zorla kabul ettirilmeye çalışıldı."

ANKARA'DA % 52 OYLA TÜM TÜRKİYE'NİN GURURU OLDUK

Adnan Keskin, Anayasa referandumunda iktidar partisinin devletin tüm imkânlarını kullanarak propaganda faaliyetlerini yürüttüğünü kaydederek, "Aklınıza ne tür imkân varsa hepsini kullandılar. Bu referandumda da CHP olarak Ankara'da % 52 civarında oy çıkarak tüm Türkiye'nin adeta gururu olduk." diye konuştu.

Ankara'da ilçe başkanları ile birlikte çalıştıklarını ifade eden Keskin, daha sonra şunları belirtti:

"Bu başarılı çalışmalar ilçe başkanlarımız olmadan asla olmazdı. Buradan bir kez daha ilçe başkanı arkadaşlarıma yönetim kurulu adına huzurlarınızda teşekkür etmek istiyorum. Beş kuruş hazineden ödenek almadan gece gündüz çalıştılar. Referandumda hayır oyu çıkarmak için kapı kapı dolaştılar. Ankara il kongresi süreci değişik olaylardan geçti. Göreve ilk geldiğimde söylemiştim arkadaşlara. Göreceksiniz Melih Gökçek'in gitmesi benim dönemime nasip olacak. Duam tuttu gitti ama keşke istediğim gibi gitseydi. Keşke onu sandığa gömüp de gitseydi. AKP hükûmeti Melih Gökçek'i taşıyamadı. Genel seçimler ve referandumda aldığımız sonucu gördü ve bunun üzerine Melih Gökçek'i görevden aldılar. Şu anda Gökçek ne yapıyor haberi olan var mı? Görevden alınan CHP'li belediye başkanları aslanlar gibi sokağa çıkar ve herkesle konuşur ama AKP'nin görevden alınan belediye başkanları bunu yapabilirler mi? Kendi evlatlarına 'Ben dürüstüm yavrum sizde bana benzeyin.' diyebilirler mi acaba? Üç yıldır il başkanıyım. Üç yıldır birlikte il yönetici arkadaşlarım herkes çok iyi bilir ki, hiçbir şaibeye, hiçbir ihale takibine, vs. hiçbir işe karışmamışızdır. Buradan il yönetici arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum. Üç yılın sonunda yeni bir döneme geldik. Artık kolları sıvamanın zamanı geldi, artık rehavet dönemi bitti, artık 2019'da Türkiye Cumhuriyeti'nin önünde üç tane seçim var. Bunlardan bir tanesi yerel seçimler, bir tanesi milletvekili genel seçimleri, bir üçüncüsü de diktatörlük seçimi."

BELEDİYE BAŞKANLIĞI VE MİLLETVEKİLLİĞİ ASLA İSTEMİYORUM

Ankara il başkanı olarak Genel Başkan Kılıçdaroğlu'na bir söz verdiğini ifade eden Keskin, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:

"Sayın genel başkanıma asla ve asla belediye başkanlığı ve milletvekilliğine aday olmayacağım söyledim. 'Sizden bir tek şey istiyorum. Örgütümüzle birlikte, mahalle çalışma gruplarımızla birlikte, gençlerimizle birlikte büyükşehir belediyesinin mazbatasını alıp önünüze koyalım. Bu konuda desteğinizi istiyorum.' dedim. Bana on beş ay müsaade edin, ondan sonra büyükşehir belediyesinin mazbatasını sayın genel başkanımın önüne koyup daha sonra tekrar oturup yol haritamızı çizelim. Sayın milletvekili arkadaşlarıma da sesleniyorum: Büyük kurultayımız bittikten sonra hiçbir milletvekili arkadaşımın Ankara dışında görevlendirilmesine müsaade etmeyeceğim. Bütün arkadaşlarımla birlikte bu kurultay bittikten sonra köylerimizden başlayarak elini sıkmadık bir vatandaş bırakmayacağız. Belediye başkanlarımızla birlikte köy köy dolaşacağız. Çünkü bu seçim başka bir seçim. Bu seçim var olma ve yok olma seçimi. Diktatör olduktan sonra ben il başkanı olsam ne olur Ayhan Yalçınkaya arkadaşım il başkanı olsa ne olur? Seçim bittiği ve mazbatamızı aldıktan sonra el ele, kol kola CHP'yi en iyi şekilde temsil etmeye çalışacağız. CHP, evlatlarıma bırakacağım en büyük mirası il başkanı olmakla zaten bana verdi. CHP, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün kurmuş olduğu

Başkent'in il başkanlığı mertebesine beni yükseltti. Bundan daha büyük bir gurur olamaz. O sebeple belediye başkanı olmaktan da, milletvekili olmaktan da, meclis üyesi olmaktan da, bakan olmaktan da çok daha kıymetlidir Cumhuriyet'i kuran CHP'nin Ankara İl Başkanı olmak. Partimize gönül veren, Ankara'da emek veren, gece gündüz, kış yaz demeden sokak sokak dolaşın bütün arkadaşlarımdan küçüklerin gözlerinden büyüklerin ellerinden öpüyorum. Hep birlikte mücadelemize devam edeceğiz. Hedefimiz Ankara'yı almak. Lütfen hep birlikte destek verin hep birlikte Ankara'yı alalım."

YALÇINKAYA: TÜRKİYE ÇOK ZOR BİR DÖNEMDEN GEÇİYOR

Keskin'in ardından kürsüye çıkan İl Başkanı Adayı Ayhan Yalçınkaya da, büyük alkış toplayan konuşmasının başında Türkiye'nin çok zor bir dönemden geçtiğine dikkat çekerek, şöyle dedi:

"Eğer Türkiye'nin gündemi bu denli zor ve şiddetli olmazsa idi bugün bu salonda yaptığımız kongrenin adı sadece il başkanı ve yöneticilerinin seçileceği sıradan bir il kongresi olabilirdi. Ama bir taraftan emperyalizm tarafından kuşatılmış, bir taraftan faşizmin kurumsallaşmasını yaşayan, bir taraftan gün geçtikçe otoriterleşen yeni devlet anlayışı ile boğuşan bir dönemde yapılan bu kongre, sadece bir Ankara il kongresi değildir. Bu kongre aynı zamanda bir vatan mücadelesidir. Dolayısıyla delegasyonu sadece Ankara il kongresinin delegeleri olarak değil, 'Manda ve himaye kabul edilemez.' denilen Sivas Kongresi'nin birer neferi olarak tekrar selamlamak istiyorum sizleri. Gerçekten de Türkiye'nin gündemi o olağan demokratik süreçler içinde bir iktidarın iktidarını korumak için, iktidarın olanaklarını kullanarak demokratik kanallar içinde yoluna devam edilen bir süreç değil. Ankara'nın göbeğinde Strazburg Caddesi'nde bir grup zibidi komando özentisi ile 'Özel Halk Örgütü' diye bir örgüt kurmuş. Tokat dağlarında bunların gerilla eğitim aldığı söylendi ve yazıldı. Türkiye'de SADAT denilen AKP'nin derin devletini oluşturan hatta bunu oluştururken eski derin devletten esinlenerek Mehmet Ağar'dan görüş ve öneri alınarak kurulan bir kuruluş var şu anda Türkiye'de. 15 Temmuz Darbe Girişimi'nde 15 binin üzerinde silahın dağıtıldığı ve bu silahların tekrar toplanmadığı söyleniyor. Adeta karşımızda bir şehir milis gücü oluşuyor. Elinde silahlı bir takım adamlar medyada poz verebiliyor ve bunlarla ilgili hiçbir işlem yapılmıyor. Son çıkan kanun hükmünde kararname tam bir iç savaş kararnamesi. Sizce o kararname AKP'nin seçimi kazanmasına dönük bir önlem mi, yoksa seçimi kaybetmesine dönük bir eylem mi? O son çıkan kanun hükmünde kararname adeta bir iç savaş kararnamesidir.

BU DEFAKİ OY ORANIMIZ YSK'DA ÇALINIMAYACAK KADAR FAZLA OLMALI

Yalçınkaya, "Sadece oy oranımızı artırmakla seçim kazanılmaz. Şu son referandumla ilgili burada bulunan sizlere soruyorum. Sizce referandumda evet mi çıktı, hayır mı?" sorusunu yönelten Yalçınkaya, salondan hep bir ağızdan 'Hayır' seslerinin yükselmesi üzerine şunları kaydetti:

"O zaman niçin ‘evet’teyiz? Demek ki '% 50 artı bir oy alırsak iktidar oluruz.' demek ham bir hayaldir. Bu yetmez. Oy farkı bu defa çok fazla olmalı ve YSK'dan çalınamayacak kadar fazla olmalı. Halktan aldığımız oya halkın şeref ve namusuna sahip çıkar gibi gövdemizi siper ederek sahip çıkmak durumundayız. Eğer referandumdan hayır çıktığını düşünüyorsak o YSK işgal edilecek işgal. Devrimcilik cilalı sözlerle olmaz. Devrimcilik eski devrimci önderlerin adını sıralayarak olmaz. Devrimcilik, devrimci gibi yaşayarak olur. İçinden geçtiğimiz süreci eğer doğru algılayamazsak, karşımızdaki gücü doğru tanımlayamazsak önce yanılırız sonra da yeniliriz. O sebeple karşımızdaki gücün ne olduğunu doğru tanımlamalıyız. Sizlere şahsi bir duygumu ifade etmek istiyorum. 15 Temmuz Darbe Girişimi'nin olduğu gece benim içine düştüğüm psikoloji şudur: Yukarıda Fethullah

Gülen'in askerleri halkın üzerine bomba yağdırıyor, aşağıda Tayyip Erdoğan'ın askerleri selâlar eşliğinde cihad çağrısı yapıyor. Ben elimde kumanda bir televizyon kanalına odaklanmış ve donmuş halde bakıyorum. Cep telefonum yanımda örgütümden bir mesaj bekliyorum. Mesaj şu olabilir: 'Sevgili arkadaşlar bu akşam sokağa çıkıyoruz.' demek bir mesajdır ve olabilir. 'Arkadaşlar hiç kimse sokağa çıkmayacak.' demek de bir mesajdır olabilir. Eğer hiçbir mesaj gelmiyor ise Türkiye'nin öylesine büyük bir kırılma döneminde o halde sizce biz gerçekten örgüt müyüz? Bu işin şakaya gelir bir hali kalmadı. Türkiye'nin gündeminin gelir geçer ANAP ve DYP iktidarları gibi sıradan bir demokratik süreci kalmadı. Genel başkanımız 'Türkiye'yi bir diktatör yönetiyor.' diyor. Peki, seçimlerden galip çıktığımız anda o diktatör dediğimiz zatı muhteremin şapkasını eline, paltosunu da koltuğunun altına alıp 'Ne yapalım halk böyle takdir etti.' deyip makamını terk edeceğini mi düşünüyorsunuz?"

DİKTATÖRLER GENELDE SEÇİMLE GELİR AMA SEİMLE GİTMEZLER

Diktatörlerin genelde seçimle geldiğini ancak seçimle gitmediklerini hatırlatan Yalçınkaya, "Hitler ve Mussolini. İkisi de seçimle geldi ama ikisinin de gitmesi için dünyada 40 milyon insan öldü. Olayın ciddiyetinin hepimiz farkına varalım." diye konuştu.

Yalçınkaya, bu kongrenin sadece bir parti içi tartışma kongresi olmadığını vuurgulayarak, şöyle konuştu:

"Bu kongre aslında bir dış mücadele kongresidir. Olayların ciddiyetinin farkına varalım ve örgütlenelim. Tek yolu bu. Bunun başka bir yolu yok. Örgütlenme faaliyeti, propaganda döneminin iki buçuk aylık süresinde yaptığımız faaliyetler değildir. Evleri ve esnafı gezmek bir örgütlenme faaliyeti değildir. Bunlar propaganda ve reklam faaliyetidir. Bizim büyük bir hızla mahalle komiteleri kurmamız gerekiyor. O mahallelerde sadece oy almak değil aynı zamanda kendi yaşam alanlarımızı korumak için de o mahalle komitelerini acilen oluşturmamız lazım. Karşınızdaki güç sadece AKP milletvekilleri, bakanları ya da başka teşkilatlar değil. Deniz Feneri, MÜSİAD, TUSKON, Muradiye Vakfı gibi bir süre örgüt. Bunların hepsi sivil toplum kuruluşu mu yoksa AKP örgütü mü? Karşımızda sadece AKP'nin hukuki şahsiyeti yok. Bunları sessizce izleyecek miyiz yoksa bunların karşısına kendi üyelerinin ve sınıfsal kitlelerin haklarını savunan yeni örgütlenmeler mi kuracağız? Şu anda tüm meslek odaları AKP'nin sivil toplum örgütleridir. O odaların kendi üyelerinin hak ve menfaatlerinin çıkarlarını sağlamak da bizlerin görevidir. Oralarda da örgütleneceğiz. Kırsalda nerede bizim kooperatifçilik anlayışımız? Kırsala sahip çıkmak için hızla üretim kooperatifleri ve Ankara'nın yoksul mahallelerine tüketim kooperatifleri kuracağız. Biz 1977'de nasıl iktidar olduk? Halk evleri, dev gibi bir DİSK. Tabanda bunlarla bütünleşmiş bir CHP. Şimdi bunların tamamını yok sayarak bir olağan il kongre sürecini ve bir olağan il kongresinde seçilme iddiamızı bunları yok sayarak yaşayamayız."

GÖRÜŞTÜĞÜM GENEL BAŞKANIM BANA "YOLUN ÇIK OLSUN." DEDİ

Ayhan Yalçınkaya, Adaylığını açıklamadan önce CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile görüştüğünü hatırlatarak, şöyle devam etti:

"Sayın genel başkanım bana 'Yolun açık olsun.' dedi. Bunu bir genel başkanın söyleyebileceği en doğru ve en duru söz olduğunu da bilecek kadar siyaset yapmış biriyim. Bu asla 'Sen benim adayımsın.' demek değildir. Kuşkusuz sayın genel başkan yanına giden her adaya 'Yolun açık olsun.'

demiştir diye düşünüyorum. Çünkü aksi CHP'de olmaz. CHP'de icazetle aday olunmaz. Türkiye bir iç savaş ortamına doğru sürükleniyor. Bu işin şakası yok. Ben adaylık açıklamamı çok erken yaptım. Birçok insan bana çeşitli telkinlerde bulundu. Dediler ki 'Erken adaylık açıklaması yapıyorsun dengeleri kolla.' Niçin erken açıklıyorum? Çünkü ben kimseden işaret beklemiyorum. Çünkü bir taraftan CHP'nin tarihsel birikiminden bahsedeceğiz, Kuvayı Milliye iddiasından bahsedeceğiz, oradaki onurlu direniş kültüründen bahsedeceğiz ve bir de işaret mi bekleyeceğiz? Eğer Mustafa Kemal, saraydan işaret bekleseydi Mustafa Kemal olmazdı. CHP'de siyaset özgür irade ile yapılır. Dediler ki 'Delegasyon bloke edilmiş durumda. CHP'nin delegesi asker.' Hayır. CHP'nin delegesine 'emir eri, kapı kulu, asker delege.' demek kimsenin haddi de değildir, hakkı da değildir. CHP delegesi Mustafa Kemal'in askeridir. Biz kendi gücümüzü ve kendi değerimizi artık bilmek zorundayız, kendimize zaman zaman yitirdiğimiz özgüvenimizi yeniden yerine oturtmak zorundayız. Muhteşem bir birlikteliğimiz var. 60 yıldır neredeyse iktidar olmayıp ayakta kalan tek partidir CHP. ANAP ve DYP bir dönem iktidar olamayınca dağılıp gittiler. 60 yıldır iktidar olmamasına rağmen ayakta kalmayı başaran tek siyasi parti CHP'dir. Nasıl ayakta durdu bu parti? İl başkanları, belediye başkanları sayesinde mi acaba? Hayır. Örgüt sayesinde örgüt. O kadar çok insan tanıyorum ki CHP'nin varlığı için, davası için kendisini adamış durumda olan. 12 Eylül öncesinde sadece bu partinin gençlik kollarında 260'ın üzerinde şehit var. CHP, koltuk uğruna ilkelerinden taviz verilecek bir parti değildir. Ben bu partinin evladıyım, çocuğuyum. CHP'nin gençlik kollarından itibaren her kademesinde görev yapmış bir arkadaşınızım. Her CHp'li kadar bedel ödemiş ve bundan sonra da bedel ödemeye hazır olan bir arkadaşınızım. Benim kendimi emanet edebileceğim bir belediye başkanım, partide bir abim yok ama kendimi emanet edebileceğim bir örgütüm var. Ben de kendimi size emanet ediyorum."

CHP ANKARA İL BAŞKANLIĞININ YENİ YÖNETİMDE KİMLER VAR?

Konuşmaların bitiminde Başkan Adayları İl Yönetimi, İl Disiplin Kurulu ve Kurultay delege listelerini Divana Başkanlığına teslim ettiler.

Akşam saatlerinde yapılan oylama sonucunda İl Seçim Kurulunun açıkladığı sonuçlara göre mevcut İl Başkanımız Adnan Keskin 338 Oy ile yeniden İl Başkanı seçildi. Diğer adayımız Ayhan Yalçınkaya’nın listesi ise 256 oy aldı.

Sonuçların açıklanmasının ardından İl başkanlığına yeniden seçilen Adnan Keskin yaptığı konuşmada : “Bugün şahsıma destek veren vermeyen bütün yol arkadaşlarıma ve aday olan Ayhan kardeşime süreçte göstermiş olduğu olgunluk için teşekkür ederim. Şimdi hep birlikte tek yürek partimizin zaferi için çalışma zamanı ”dedi.

Yeni Seçilen İl Yönetim Kurulu şöyle:

“Başkan: Adnan Keskin. Yöneticiler: Hakan Acıhan, Ali Ağbulut, Elife Çetin, Sercan Çığğın, Bektaş Demirer, Erdoğan Doğan, Berkay Gökçınar, Gamze Burcu Gül, Cemal Gülşen, Semiramis Gürer, Gülden Güvener, Rıfkı Güvener, Nazan Hatipoğlu, Esat Hisarcıklıoğlu, Kemal Kasap, Oluş Kibar, Mine Marulluoğlu, Başar Okçuoğlu, Erdal Oral, Celalettin Özgen, Ferhan Özkara, Aydın Özsoy, Hacı Solmaz, Feramuz Şaşkın, Türkan Tan, Ferhat Tokmak, Bahtiyar Toprak, İhsan Vurkan, Hasan Yağız, Fahri Yıldırım.

Yeni Seçilen İl Disiplin Kurulu Üyeleri: Önder Ağdede, Kemal Baştemur, Oğuz Emiroğlu, Zafer Kahriman, Canip Kara, Hilmi Mandal, Metin Mutaf, Kemal Şık, Mustafa Şimşek.”

Sağ üst butonu tıklayarak geri dönebilirsiniz...




istanbul escort porno izle sex hikaye porno indir türk porno escort halkalı escort istanbul escort escort istanbul istanbul escort